Alan adı tescili yeni marka Web Adam

Web hosting ve alan adı alımında birçok kişi zorlanmakta ve nereden nasıl bir hizmet alacağını bilememektedir. Bu durumda da büyük hosting firmaları ve domain tescil firmaları devreye girmektedir. Birçok firma ucuz web hosting ve alan adı verirken bazıları da pahalıya vermektedir. İnsanların düşüncesi olan ucuz etin yahnisi internet alanında da doğruluğunu korumaktadır. Çünkü web hosting ve domain tescil işlemleri çok fazla ucuza alınabilecek işler değillerdir. Bu nedenle ortalama bir firma seçmenizi ve ne fazla pahalı ve ne çok ucuz olmamasına dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde aldığınız hizmeti 1 sene boyunca kullanmak zorunda kalacak ve çok pişman olacaksınızdır. Bu nedenle tüm firmaları iyice araştırarak iyi bir firma bulmaya gayret gösteriniz.

kaynak:http://www.webadam.com/

Ukash ile Ödeme Yöntemi

Artık eğlenmek için çeşitli aktivitelere katılmak yerine bilgisayar oyunlarını tercih etmek revaçta! Tüm dünyada büyük ses getiren ve yankı uyandıran sosyal paylaşım sitesi Facebook’un sunduğu oyunlar da bunlardan biri… Bu birbirinden heyecanlı oyunlarda zor olan etapları daha hızlı geçebilmek için ödeme yaparak bazı avantajları veya gerekli olan şartları satın alabiliyorsunuz. Ödemelerinizi farklı bir ödeme yöntemi olan ukash kart ile saniyeler içerisinde yapabiliyorsunuz.

Ukash card ile ödem yapmak hem daha kolay hem de oldukça güvenli. Çünkü bu şekilde ödeme yaparken her defasında kişisel bilgilerinizi paylaşmak zorunda değilsiniz. Sadece ukash satış noktalarından alınabilen kart ile 19 haneli pin kodunu yazmanız ödeme için yeterli oluyor. Gerekli olan ücret toplam bakiyenizden kesiliyor ve ödemeniz anında gerçekleşiyor. Sizler de oyunlarınıza kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz.

Son dönemlerde internet dolandırıcılığı had safhaya varmış durumda… Dikkatli olmanız mağduriyetinizi önlemek için oldukça önemli… Bu nedenle oyun oynarken yapacağınız bu tarz ödemelerde güvenli olan bu kartı kullanmanızda fayda var. Bu muhteşem kartın sağladığı bir diğer avantaj da bütçenizi aşmıyor olmanızdır. Bu avantajlardan yararlanmak istiyorsanız internet aracılığı ile satışnoktalarını bulabilirsiniz. Online olarak bu karta sahip olabilir, ödemelerinizi rahatlıkla yapabilirsiniz.

Flash tv canlı izle

Hidayet’i kahraman yapmak istemektir Suna. İsmail bir otomobil galerisinde çalışmaya başlar. Leyla ise kiş aramaktadır kendine. Yavuz ve Eylül  de evlilik için adımlar atmaya başlarlar. İş, gelinlik ve oturabilecekleri bir ev bulurlar. Erdal kendini delilerin liderliğini yapmaya iyice kaptırınca olaylar karışır..

Mecnun Leyla’nın iyiliği için onu unutmaya karar verir. Herkesle tek tek dertleşir Mecnun. Leyla’yı unutması için başka kızlarla görüşmesini flash tv izle öğütler çevresindekiler. Suna ise bu durumdan yararlanıp Hidayet’le Leyla’yı yakınlaştırmaya çalışır.

Bedava Film İzle

Elinize patlamış mısır alıp zevkle film izleyebileceğiniz bir site öneriyorum hd film izle bu sitenin bir özelliğide kategorilere ayrılmış olması, farklı sinema kültürlerini bir arada barındıyor, online film izle indirmeden film izleme imkanı sunuyor, bedava film izle ücret ödemeden filmleri full hd kalitesinde donmadan 720p kalitesinde izleyebilirsiniz, iyi seyirler Filmizlexx.com

Trt 1 izle

Poyraz Timi ve Osman, Hamza’yı yakalamak için derhal peşine düştü. Miro’nun adamları da Hamza’ya ulaşmak için büyük bir yarışa girişti. Kurulan telsiz bağlantısı Hamza için tüm umutların tükenmesine sebep oldu. Silah arkadaşlarından helallik isteyen Hamza, hedefine doğru hızla yol almaya devam etti. Hamza’yı geri döndüremeyen Osman, Bakır’ın tuzağına düştü. Elif’i kaçıran Trt 1 İzle Nilgin’ün eski eşiyle karşı karşıya gelen Halil Bey kendisini tutamayarak tatsız bir olayın yaşanmasına sebep oldu.

O karar bizi kapsamıyor!

İşadamı Ali Ağaoğlu, yabancılara tanınan oturma izninin en az 10 yıla çıkarılması gerektiğini savundu.

Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, Mütekabiliyet Yasası’nda yapılması beklenen yeni düzenlemeyle yabancılara oturma izninin bir yıla çıkarılmasının yetersiz olduğunu söyledi.

Fransa Cannes’da düzenlenen, dünyanın en büyük gayrimenkul fuarı olarak bilinen MIPIM’de soruları yanıtlayan İşadamı Ali Ağaoğlu, Türkiye’nin belli bir miktar arazi alan yabancılara oturma izni vermesi gerektiğini belirterek, “Çevre ve Şehircilik Bakanı açıklama yaptı, bir senelik bir oturma müsadesi verecek ama bence bu yeterli değil, başlangıç olarak olumlu bir haber. Bunu en az 10 yıla çıkarmamız lazım” dedi. 

 

YABANCIYA 1.300 DAİRE SATIŞI

 

“Başta Körfez olmak üzere Türkiye’ye inanılmaz ilgi var. Biz yaklaşık bir senedir bu konuda çalışmalar yapıyoruz” diyen Ağaoğlu, şu ana kadar 1.300′ün üzerinde daire satışı gerçekleştirdiklerini ve 350 milyon dolar civarında bir kaynağı Türkiye’ye getirmiş olduklarını söyledi. Ağaoğlu, “Ama buradaki asıl hedefimiz iki yılda 2 milyar dolarlık bir satış yapıp ülkemize bu dövizi getirmek olacak”diye konuştu.

‘KDV ARTIŞI KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNE SET ÇEKTİ’

Konutta KDV artışını da değerlendiren Ağaoğlu, “Düzenlemeye değil, seçilen yönteme karşı çıkıyoruz” dedi.

KDV artışının maliyetlere, dolayısıyla müşteriye yansıyacağına işaret eden Ağaoğlu, “Türkiye’de herkesin yeni ve nitelikli konuta ihtiyacı var. Çünkü deprem kuşağındaki bir ülke. Kentsel Dönüşüm Yasasını çıkardı ama peşinden de böyle bir yasayla bunun önüne set çekilmiş oldu” dedi.

‘KULLANILAN YÖNTEM ÖLÇÜLEBİLİR DEĞİL’

Ağaoğlu, “Bir düzenleme yapılmasını biz de istiyoruz ama seçilen yöntem çok yanlış. Aynı bölgede yan yana iki arsanın bile imar durumuna göre fiyatı değişebiliyor. Dolayısıyla biz düzenlemeye değil seçilen yönteme karşı çıkıyoruz. Soyut bir kavram üzerine kuruldu yöntem. Halbuki metrekareden gidildiği zaman ölçülebilir bir şey var ortada. Öbür türlü şimdi belediyelerle arsa-metrekare rayiç eder tartışmaları başlayacak. Ölçülebilir bir yöntem değil” dedi

 

Yabancının istediği nitelikte değil

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ev alan vatandaşların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan metrekare oyununa son verecek bir adım atıyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, yapılacak yasal düzenleme ile artık projede, satışta ve tapuda evin net metrekaresinin kullanılacağını belirtti.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada konut satışlarında yaşanan metrekare sorununu çözeceklerini söyledi. Bayraktar, bunun için yasal düzenleme gerektiğini belirtirken, TBMM’ye sevk edilecek yeni imar kanun taslağına bir madde ekleyerek metrekareleri netleştireceklerini ifade etti. Bayraktar, vatandaşların sık sık bu konuda sorunla karşılaştıklarını belirterek, projede görülen metrekare ile evin gerçek metrekaresinin birbirinden çok farklı olduğunu söyledi. Bayraktar, “Çalışma yapıyoruz. Farklı metrekareleri kaldırıyoruz. Evin net metrekaresi neyse, belediyeden öyle geçecek, satarken öyle satılacak ve tapuda da o metrekare yer alacak. Bunları netleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

EVE GİRİNCE FARKLI
Bayraktar, bu konuda özellikle yabancıların ciddi sorunlar yaşadığını belirtirken, “Yabancılar gelip daire alıyor, 180 metrekare, gidip bakıyor eve 80 metrekare çıkıyor. Yok iç bahçe, bodrumdan ilave, balkon diyerek evi büyük gösteriyorlar. Garaj verdim sana diyor, çatı verdim diyor. Onu engellememiz lazım. Daire satışlarında istenildiği gibi metrekare gösterme dönemi bitecek. Dairenin izdüşümünden, yalnızca duvarları çıkarak net metrekaresi belirlenecek” dedi.

TÜKETİCİLER DE ŞİKAYETÇİ
Tüketicileri ciddi şekilde mağdur eden metrekare sorunu konusunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da düzenleme bekliyor. Bakanlığa da bu konuda çok sayıda tüketici şikayeti ulaşırken, iki bakanlık koordineli olarak çalışma kararı aldı. Bakanlığa ulaşan şikayetlere göre, apartman holü, kömürlük, asansör boşluğu, merdiven ve kat sahanlıkları brüt metrekareye dahil edilerek, satış yapılıyor. Hatta ortak kullanılan otopark, sosyal donatı alanları ve bahçeler de daire brüt alanına ilave edilerek satış yapılıyor. Bu şekilde yapılan satışlarla, brüt daire metrekaresi ile net metrekare arasındaki fark yüzde 50′ye kadar çıkıyor.

KONUT ALIRKEN NET’İ SORUN
Evin net metrekaresi “duvarlar arasında kalan faydalı alan” oluşturuyor. Buna göre, konutlarda net metrekare içinde hesaplanmayacak bölümler, kapı ve pencere şeritleri, baca çıkıntıları, hava bacaları, balkonların toplamının 2 metrekaresi, merdiven, sahanlık, asansör, konut başına 4 metrekareden büyük olmamak üzere yapılan kömürlük, kalorifer dairesi, yakıt deposu, sığınak, kapıcı dairesi, çamaşırlık, bina içindeki garajlar, faydalı alan dışında bulunuyor. 

Türkiye ‘ev’leniyor

Bakan Şimşek, ”KDV beyannameleri 26 Mart’a, gelir vergisi beyannamelerinin süresi ise 29 Mart’a kadar uzatıldı” dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mükelleflerden gelen yoğun talepler doğrultusunda, vatandaşın mağdur olmaması için KDV ve gelir vergisi beyannamelerinin verilme süresinin uzatılmasına karar verildiğini bildirdi.

Bakan Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mart ayında bazı beyannamelerin verilme sürelerinin hafta sonu tatili dolayısıyla aynı günlere denk gelmesi ve özellikle kira beyannamelerinin verilme sürelerinin uzatılması konusunda vatandaşlardan yoğun talepler geldiğini kaydetti.

Maliye Bakanı Şimşek, ”Bu çerçevede 25 Mart 2013 Pazartesi günü son gün olan KDV beyannamelerinin verilme süresi 26 Mart 2013 Salı gününe, 25 Mart 2013 Pazartesi günü son gün olan Gelir Vergisi beyannamelerinin (kira beyannameleri dahil) verilme süresi 29 Mart 2013 Cuma gününe kadar uzatılmıştır” dedi. 

‘Başbakan gelecek’ diye açıldı

Uşak’taki TOKİ konutları için açılan yolun imar planında olmadığını iddia eden arazi sahibi yolu çaktığı kazıklarla trafiğe kapattı.

Uşak’ta TOKİ konutlarının yolunun imar planında olmadığı belirtildi. 8 yıl önce kendisinden habersiz 20 bin metrekare arsasının üzerinden Başbakan Erdoğan’ın açılış yapması için geçici olarak yol ve altyapı geçirildiğini ancak, yıllardan bu yana soruna çözüm bulamadığını öne süren Yılmaz Küçükçakın, çaktığı kazıklara emniyet şeridi bağlayıp yolu trafiğe kapattı.

Uşak’ta 1113 konutun ve Ağız Diş Sağlığı Merkezi’nin bulunduğu TOKİ konutlarına ulaşımı sağlayan Koruüstü Mevkii’ndeki yol, arazi sahibi Yılmaz Küçükçakın tarafından trafiğe kapatıldı. Yolun kapatıldığından habersiz olanlar, otomobilleriyle tarlalardan geçmeye çalıştı. Arazi sahibi Küçükçakın, halkın mağdur olmasını istemediğini anlatırken, “Belediye 8 yıldır beni oyaladı. Kullanılmakta olan yol imar planlarında görünmüyor. ‘Başbakan gelecek 3 günlüğüne yol açtık’ dediler, 8 yıl geçti. 20 bin metrekare arazim mahvoldu. Belediye arazimle ilgili sorunu çözüme kavuşturana kadar yolu trafiğe açmayacağım” dedi.

“Başbakan gelecek” diye açıldı

TOKİ konutlarının açılış safhasında dönemin Belediye Başkanı AK Parti’li Mesut Apaydın tarafından kendisinden habersiz arazine yol yapıldığını savunan Yılmaz Küçükçakın, şu iddialarda bulundu: “8 yıl önce bana sormadan arazime asfalt yol yapıldı. 3 gün sonra düzeltilecekti ama 8 yıl oldu. Arazimi geri alabilmek, alamasam da yeni imar uygulaması yapılması konusunda 8 yıldır uğraşıyorum. Dönemin Belediye Başkanı AK Parti’li Mesut Apaydın ve şimdiki Belediye Başkanı bağımsız Ali Erdoğan arazimle ilgili çözüm üretmiş değil. Arazimin yüzde 50′sini bağışlamama rağmen, halen arazim muallakta bekliyor. Çareyi yolu kapatmakta buldum. Belediye arazimle ilgili konuda çözüm üretene kadar da yolu trafiğe açmayacağım.”

“Belediyeye dava açacağım”

Yıllardır çözüme kavuşmayan arazi konusunda belediyeye avukatları aracılığı ile dava açacağını belirten Yılmaz Küçükçakın, şöyle devam etti:

“Bundan sonra kararı yasalar verecek. Avukatım aracılığı ile her türlü hukuki yola başvuracağım. Şu anda cebimden 1000 lira masraf yaparak arazimin kadastro işlemlerini yaptırdım ve sınır kazıklarını çaktırdım. Şimdi de kazıkları çakarak güvenlik şeridi ile yolu trafiğe kapattım. Avukatlarım aracılığıyla dava açarak belediyeden tarlalarımın kiralarını ve her türlü masrafımı alacağım. Pazar yeri olarak kullanılan yerde pazarcılardan alınan ücretin de bana ödenmesini isteyeceğim. Ben çözüm istiyorum.”

Yolun kapatılması ile zor durumda kalanlar, belediyenin bir an önce konuya çözüm bulmasını istedi. 

Bakan Bayraktar açıkladı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ev alan vatandaşların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan metrekare oyununa son verecek bir adım atıyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, yapılacak yasal düzenleme ile artık projede, satışta ve tapuda evin net metrekaresinin kullanılacağını belirtti.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada konut satışlarında yaşanan metrekare sorununu çözeceklerini söyledi. Bayraktar, bunun için yasal düzenleme gerektiğini belirtirken, TBMM’ye sevk edilecek yeni imar kanun taslağına bir madde ekleyerek metrekareleri netleştireceklerini ifade etti. Bayraktar, vatandaşların sık sık bu konuda sorunla karşılaştıklarını belirterek, projede görülen metrekare ile evin gerçek metrekaresinin birbirinden çok farklı olduğunu söyledi. Bayraktar, “Çalışma yapıyoruz. Farklı metrekareleri kaldırıyoruz. Evin net metrekaresi neyse, belediyeden öyle geçecek, satarken öyle satılacak ve tapuda da o metrekare yer alacak. Bunları netleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

EVE GİRİNCE FARKLI
Bayraktar, bu konuda özellikle yabancıların ciddi sorunlar yaşadığını belirtirken, “Yabancılar gelip daire alıyor, 180 metrekare, gidip bakıyor eve 80 metrekare çıkıyor. Yok iç bahçe, bodrumdan ilave, balkon diyerek evi büyük gösteriyorlar. Garaj verdim sana diyor, çatı verdim diyor. Onu engellememiz lazım. Daire satışlarında istenildiği gibi metrekare gösterme dönemi bitecek. Dairenin izdüşümünden, yalnızca duvarları çıkarak net metrekaresi belirlenecek” dedi.

TÜKETİCİLER DE ŞİKAYETÇİ
Tüketicileri ciddi şekilde mağdur eden metrekare sorunu konusunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da düzenleme bekliyor. Bakanlığa da bu konuda çok sayıda tüketici şikayeti ulaşırken, iki bakanlık koordineli olarak çalışma kararı aldı. Bakanlığa ulaşan şikayetlere göre, apartman holü, kömürlük, asansör boşluğu, merdiven ve kat sahanlıkları brüt metrekareye dahil edilerek, satış yapılıyor. Hatta ortak kullanılan otopark, sosyal donatı alanları ve bahçeler de daire brüt alanına ilave edilerek satış yapılıyor. Bu şekilde yapılan satışlarla, brüt daire metrekaresi ile net metrekare arasındaki fark yüzde 50′ye kadar çıkıyor.

KONUT ALIRKEN NET’İ SORUN
Evin net metrekaresi “duvarlar arasında kalan faydalı alan” oluşturuyor. Buna göre, konutlarda net metrekare içinde hesaplanmayacak bölümler, kapı ve pencere şeritleri, baca çıkıntıları, hava bacaları, balkonların toplamının 2 metrekaresi, merdiven, sahanlık, asansör, konut başına 4 metrekareden büyük olmamak üzere yapılan kömürlük, kalorifer dairesi, yakıt deposu, sığınak, kapıcı dairesi, çamaşırlık, bina içindeki garajlar, faydalı alan dışında bulunuyor. 

Tarihi binası olanlar dikkat!

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) bugüne kadar 466 restorasyon projesi için yaklaşık 40 milyon lira kredi tahsis etti.

8 Nisan– 3 Mayıs 2013 tarihleri arasında yeni restorasyon kredi başvurularını kabul edecek olan TOKİ, 2013 yılında tarihi yapılar için verilecek kredi üst limitini ise 115 bin liraya çıkardı.

TOKİ’DEN REKOR KAYNAK

TOKİ, sivil mimari örneği, özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan, korunması gerekli tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu için rekor miktarda kaynak sağladı.

Tescilli taşınmaz kültür varlıklarının restorasyonuna katkı amacıyla 2005 yılında ‘restorasyon kredisi’ uygulaması başlatan TOKİ, 466 kültür varlığına kredi desteği verdi. Başlatılan restorasyon projelerinden 294′ü tamamlanarak kültür değerlerimiz arasındaki yerini perçinledi.

2012′DE YAKLAŞIK 11 MİLYON LİRA KREDİ

2010 yılında 44 restorasyon projesi için yaklaşık 3.5 milyon lira kredi tahsis eden İdare, 2011′de 73 restorasyon projesine 6.4 milyon lira kredi sağladı. 2012 yılında ise 110 proje için yaklaşık 11 milyon lira kredi tahsis etti.

2005′te 16, 2006′da 51, 2007′de 34 projeye kredi veren TOKİ, 2008′de 55, 2009′da 83 yapının yeniden hayat bulması için kredi sağladı. İdare,2010 yılında 44, 2011′de 73, 2012′de 110 olmak üzere toplam 466 projeye yaklaşık 40 milyon lira kredi tahsis etti.

KREDİ ÜST LİMİTİ 115 BİN LİRA

2005 ve 2006yıllarında kredi üst limiti 75 bin lirayken 2010 yılına kadar kredi üst limiti 80 bin liraya, 2011′de 90 bin,2012 yılında ise 105 bin liraya çıkarıldı. TOKİ, 2013 yılıyla birlikte artan maliyetler ve enflasyon oranını göz önünde bulundurarak kredi üst limitini 115 bin lira olarak belirledi.

BAŞVURULAR 8 NİSAN’DA

TOKİ, 2013 yılı restorasyon kredisi başvurularının 8 Nisan- 3 Mayıs 2013 tarihleri arasında kabul edecek. Her bir proje için, keşif özetinin yüzde 70′ine kadar ve en fazla 115 bin lira olmak üzere kredi kullandırılabilecek.

Restorasyon kredisi başvurusunda “Eserin, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu’nun onaylanmış rölöve ve restorasyon projeleriyle restorasyon raporu, onaylı projeye göre düzenlenmiş keşif raporu, arsanın ve binanın durumunu gösteren tapu örneği” gibi belgeler isteniyor.

İŞLEV KAZANDIRMASI ZORUNLU

Kredilerde özelikle tarihi kent dokularını sağlıklaştırılmasına yönelik olan ve yerel yönetimlerin öncülüğündeki projelere öncelik verilecek. Bakım, onarım ve restorasyon işlemleri yapılacak taşınmaz kültür varlığının; mimari ve kültürel değeri, fiziki durumu, bulunduğu çevrenin özellikleri, kullanım amacı göz önünde bulundurulacak.

Taşınmaz kültür varlığının bakımı, onarımı ve restorasyonu için yapılacak işlemlerin; yapının kültür varlığı niteliğinin devamını sağlaması, gerekirse sağlıklaştırılması ve işlev kazandırılması amacına yönelik olması zorunlu.

TOKİ’nin bugüne kadar kredilendirdiği projeler; “İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Amasya, Bartın, Çanakkale, Muğla, Uşak, Kastamonu, Tokat, Trabzon, Giresun, Edirne, Şanlıurfa ve Artvin illerinde; Safranbolu, Kalecik, Bergama, Ürgüp, Bolaman, Bandırma, Ayvalık, Milas, Foça, İnegöl, Mudanya, İnebolu, Alanya, Akçaabat, Osmaneli, Mudurnu, Kemaliye, Göynük, Taraklı, İncesu, Zile, Daday, Mustafapaşa, Kalkan, Çavuşin, Uzungöl”gibi ilçe ve beldelerde bulunuyor.

Restorasyon kredisi için ayrıntılı bilgi www.toki.gov.tr adresinden edinilebilecek.

Bakan Bayraktar açıkladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kentsel dönüşüm sürecine ilişkin, ”Şu anda aşağı yukarı 30 bölgede riskli alan ilanı yaptık. Vatandaşın talebiyle de yaklaşık 9 bine yakın birim konut riskli olarak tespit edildi” dedi.

Bayraktar, Türkiye Tuğla ve Kiremit Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, inşaat malzemeleri arasında tuğla ve kiremidin son derece önemli olduğunu belirtti.

Son yıllarda izolasyon ve ısı yalıtımının öne çıktığına işaret eden Bayraktar, inşaat teknolojisi ve tekniğinin de çok değiştiğini ve geliştiğini vurguladı.

Bayraktar, son 10 yılda Türkiye’nin yakaladığı istikrarın takdire şayan olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

”Dünya nüfusu arttı, 7 milyarı geçti. Bir taraftan da dünya alabildiğine küçüldü. Artık tuğla üretiminde Çin’le İran’la yarışıyoruz. Çin, açık ara birinci. Biz İran ile fifty fifty gidiyoruz. Biz kalite yönünden İran’dan ilerdeyiz. Üretim yönünden İran bizden ileride. Böyle bir durumdayız. Artık dünyada inşaat sektörü, Türkiye’nin en iyi bildiği iş. Son 10 yılda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurduğu hükümetler döneminde 500 binden fazla konut yaptık. Özel sektör de 4,5 milyon konut yaptı. Türkiye’de 10 sene içinde 5 milyon konut yapıldı. İnşaat sektörümüz çok ciddi bir tecrübe kazandı, ciddi bir portföy oluşturdu.”

Tuğla, kiremit, kil ve çamura dayalı yan malzemelerin, Türkiye için son derece önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, ”Bugün artık dünyanın çeşitli yerlerinden ateş tuğlaya benzer ürünler, ülkemize plastik ambalajlarla geliyor, ithal ediyoruz. Bunları görünce insan üzülüyor. İtalya’dan oradan buradan geliyor bu malzemeler. Aslında biz bunların artık kralını üretiriz. Üretiyoruz, üretmemiz de gerekiyor” diye konuştu.

Nüfusun yüzde 77′si şehirlerde

Bayraktar, 76 milyonluk Türkiye nüfusunun yüzde 76-77′sine yakınının şehirlerde yaşadığını,bunun sonucu olarak da konut ihtiyacının arttığını kaydetti.

Geçen 10 yılda ülke genelinde kentsel dönüşüm konusunda da iyi adımlar attıklarını anlatan Bayraktar, ancak bunların yeterli olmadığını söyledi.

Bakan Bayraktar, afet olsa da olmasa da yıkılmaya yüz tutmuş, ayakta duramayacak durumdaki binaların boşaltılmak zorunda olduğunu, bunların dışında vatandaşın isteğinin, gönüllülüğünün esas alındığını bildirdi. Bu işin çok zor olduğuna işaret eden Bayraktar, ”Şu anda aşağı yukarı 30 bölgede riskli alan ilanı yaptık. Vatandaşın talebiyle de yaklaşık 9 bine yakın birim konut riskli olarak tespit edildi” diye konuştu.

Vatandaşlardan gelen taleplerin günden güne arttığını vurgulayan Bayraktar, bunu çok daha iyi duruma getireceklerini bildirdi. Türkiye’de deprem aksı üzerinde bulunan 6,5 milyon birim konutun risk taşıdığını aktaran Bakan Bayraktar, bunların 20 yılda yenilenmesi, iki yıl içinde de vatandaşı inandırmaları, güvendirmeleri gerektiğini ifade etti.

Bu doğrultuda Bakanlığın ana sorumluluğu üstlendiğini anlatan Bayraktar, Türkiye’yi riskli binalardan kurtaracaklarını kaydetti. Bunun sadece eskiyen, köhneleşen, mühendislik hizmeti almayan, deprem karşısında dayanıksız binaları tasfiye etmek şeklinde olmayacağına işaret eden Bayraktar, işin ana ekseninde insanların can güvenliğini korumak olduğunu ancak bunun yanında modern hayatın gerektirdiği donatılarla bezenmiş yerleşim birimlerini üreterek insanlara daha iyi bir hayat hakkını sunacaklarını dile getirdi.

”Türkçe, geleceği olan bir lisan”

İnşaat sektörünün ciddi şekilde gelişeceğini, ekonominin canlanacağını, işsizliğin azalacağını vurgulayan Bayraktar, en önemlisinin de mühendislik, müşavirlik sistemlerinin gelişmesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin yurt dışında müteahhitlik alanında birçok iş aldığını ancak o denli para getiremediğini aktaran Bayraktar, bunun Türkiye’nin oyun kurucu olmamasından kaynaklandığını, bir nevi taşeron gibi çalıştığını, bu nedenle müşavirlik sistemini geliştirmenin önemli olduğunu bildirdi.

Dünyanın çeşitli yerlerinde 100 bin teknik eleman çalıştıran müşavirlik, mühendislik firmalarının bulunduğuna işaret eden Bayraktar, ”Dünyanın her tarafında ofisleri var. Bunlar aynı zamanda misyonerlik faaliyetinde de bulunuyor. İş için, kendi kültürünü yaymak için misyonerlik faaliyetinde bulunuyor” dedi.

”Şu anda İngilizce dünya lisanı oldu, çok menem lisan bu, grameri yok, bilmem nesi yok. Ama gittiği her yerden kelime alıyor, gittiği her yere kelime veriyor” şeklinde konuşan Bayraktar, Osmanlıca’nın da güçlü bir devletin dili olduğu için döneminde cihanşümul olduğunu söyledi.

Bayraktar, ”Şimdi Türkçe de öyle duruma geliyor. Türkçe, geleceği olan bir lisan. Son 25-30 yılda Türkçe müthiş gelişiyor, gelişmesi de lazım. Bu önemli. Onun için inşaat sektörü bizim de dayanağımız olan bir iş. Yurt dışında bugün ihracat bakımından en çok döviz getiren inşaat sektörü. Bir de onu malzemeyle taçlandırırsak müthiş olacak” diye konuştu.

Teknolojiyi, projeyi iyi okuyan ara teknik elemanların yetişmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, bu nedenle Hükümet olarak teknik okullara, meslek okullarına ağırlık verdiklerini bildirdi.

”Yat, uzan, para kazan, böyle bir şey yok”

Hükümetin üreten, hizmet veren anlayışla yapıları oluşturmaya çalıştığını dile getiren Bayraktar, şunları kaydetti:

”Bunun için bizim çevre ve şehircilik il müdürlüklerimize de eskiye göre şu anda 20 misli daha çok evrak geliyor. Tabii 657 sayılı Kanun da bize uymuyor. Devlet memuru oluyor birisi, ondan sonra yat, uzan, para kazan, böyle bir şey yok. Çalışan, üreten, faydalı olan öne geçecek, ikili ilişkilerle nabız tutanlar değil. Kim üretiyorsa kim başarılıysa kim faydalıysa onlar öne geçecek. Ama siyasi kulislerde nabız tutarak öne geçenlere imkan vermemek lazım. Tarafsız, adil, üretken bir yapıyı kazanmamız lazım.”

Dünyada devletler kadar şehirlerin de yarıştığını belirten Bayraktar, ”Biz de İstanbul’daki depremselliği azaltmak, gecekonduları tasfiye etmek için yeni bir şehir kuruyoruz. Tabii çok fazla nüfus gelmemesi için buna da dikkat ediyoruz” dedi.

Bu çalışmanın Diyarbakır, Gaziantep, Konya ve çeşitli yerlerde de yapıldığını anlatan Bayraktar, ”Önümüzdeki süreçte bu kentsel dönüşüm inşallah Türkiye’nin yeni vizyonu olacak” diye konuştu.

 

Tabiat anıtlarımız artıyor

Kayseri’nin Talas ilçesinde belediye ekiplerince tarihi konakların restorasyonu sırasında tesadüfen ortaya çıkarılan yer altı şehrinin turizme kazandırılması için çalışma yürütülüyor.Talas Belediye Başkanı Yıldırım: ”’Tarihi mirasımıza sahip çıkma sorumluluğumuzu yerine getirmiş olduk”

Kayseri’nin Talas ilçesinde belediye ekiplerince tarihi konakların restorasyonu sırasında tesadüfen ortaya çıkarılan yer altı şehrinin turizme kazandırılacağı bildirildi.

Talas Belediye Başkanı Rifat Yıldırım, Kiçiköy Mahallesi Ali Saip Paşa Sokak’ta 5 yıl önce belediye ekiplerince tarihi konakların restorasyonu için yürütülen çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan ve 650 metre kazı çalışması yapılan yer altı şehrini, AA ekibiyle gezdi.

Yer altı şehri hakkında bilgi veren Yıldırım, ”Konaklardan birinin bodrumu, kayadan oyularak yapılmış. Yüksek bir yerde farklı taşlar olduğunu, sanki bir pencerenin kapatıldığını gördük. Anıtlar Kurulu’ndan gerekli yasal izinlerimizi aldıktan sonra Müze Müdürlüğü yetkilileri nezaretinde temizlik çalışmalarına başladık. O taşları söküp, arka tarafına geçtiğimizde yeni bir yer altı şehrine gideceğimizi elbette düşünmüyorduk ama her bir mekanı açtıkça öyle bir yolculuğa çıktık ki 650 metreye ulaştık” dedi.

Çalışmanın öyküsünün 5 yıl öncesine dayandığını ifade eden Yıldırım, ”2008′de başladığımız çalışma devam ediyor. Ne kadar sürecek, nereye kadar gideceğiz bilmiyoruz. Çünkü elimizde bir yol haritası yok. Ne kadarlık bir alanı kapsıyor bilmiyorum ancak yer altı şehirlerinin tarihi Kapadokya’da ortalama 2 bin yıllık olduğunu düşünürsek, Ali Dağı eteklerindeki sarnıçlı yer altı şehrinin de aynı döneme denk geldiğini göz önünde bulundurarak, burasının miladi 3. yüzyıla ait olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

Yer altı şehrinin belirli bölümlerinde hava bacaları bulunduğunu belirten Yıldırım, ”Biz, beş-altı taş parçasını yüzeyden indirerek buralara girdik ama asıl kazancımız, şehrimizi daha iyi tanımış olmamız. Hava bacalarının yüzeyden 21 metre aşağıya kadar indiğini ortaya çıkardık. Burada, tarihi mirasımıza sahip çıkma sorumluluğumuzu yerine getirmiş olduk. Bu mirası ülke turizmine de kazandırmak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Şehirlere verilen isimlerin bir anlam taşıdığına dikkati çeken Yıldırım, şunları söyledi: 

”Yer altı şehrinin bulunduğu yer ‘kiçi’, yani küçük Talas. Kayseri kent merkezinin 2 bin yıl önceki güney kapısı da bugün ‘Kiçikapı’ olarak adlandırılır ve Talas’a doğru bakar. Yer altı şehrinde ilerleyişimiz, Kiçikapı’ya doğru ve 650 metre mesafe kat ettik. Buranın oraya bağlanacağına inanıyorum. Bu inanç bana ait, zaman doğrular ya da doğrulamaz. Açtığımız, temizlediğimiz mekanlar bizi bir yerlere kavuşturacak. Arzularımız, hayallerimiz olabilir ama tarihin gerçeklerine görerek tanıklık edeceğiz.”

Bölge turizmine hareket katacak

İsrail’in İzmir Fahri Konsolosu ve İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jak Eskinazi, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi sonrası iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin turizmdeki etkisini yaz sezonunun sonlarına doğru gösterebileceğini, asıl etkinin ise gelecek yıl görüleceğini bildirdi.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Eskinazi, iki ülke arasındaki politik ilişkilerin 3 yıllık dönemde durma noktasına gelmesine rağmen ticari alanda ilişkilerin devam ettiğini, ticaret hacminin artışını sürdürdüğünü ve geçen yıl 4,5 milyar doların üzerine çıktığını dile getirdi.

İki ülke arasındaki ticaret hacminde Türkiye’nin yüzde 60′lık paya sahip olduğunu kaydeden Eskinazi, şöyle konuştu:

“3 sene önce iki ülke arasında gerginlik yaşandığında ben ticaretin önemli ölçüde zarar göreceğini düşünmüştüm. Ama hemen her sektörde alım satım devam etti. Politik sıkıntılar olmasaydı bugün ticaret çok daha iyi bir noktada olabilirdi. Ama bu kadar problem yaşanan iki ülke arasındaki ticaretin gerilememesi, aksine artmaya devam etmesi, politikacıların dikkatini çekmiş olmalı. Ben, politikacıların ilişkileri normalleştirme yönündeki kararlarında ticaret hacminin artmaya devam etmesinin de etkili olduğunu düşünüyorum. Tabii ki çok daha önemli etkenler var ama politikacılar da dünyada krizin devam ettiği bir dönemde bu sorunu devam ettirmenin ülkelerinin zararına olduğunu gördü. Sonuçta iki tarafın da kazançlı çıkacağı bir süreci yaşıyoruz. İki ülke de çok doğru yaptı. Benzeri bir sürecin tekrarlanmaması, işbirliği ve dostluk ortamının kesintiye uğramamasını arzu ediyoruz.”

-Uçak seferlerinin artması-

Turizmde ise 3 yıllık süreçte büyük düşüşler yaşandığına dikkati çeken Eskinazi, iki ülkedeki negatif yayınların halkların ziyaret tercihlerini etkilediğini, ilişkilerde yeniden normalleşmenin başlamasıyla Türkiye’ye gelen turist sayısının önemli ölçüde artacağının düşünüldüğünü kaydetti.

İsrailli turistlerin ziyaret ettikleri ülkelere yüksek miktarda döviz bıraktığını, bu nedenle bu ülkeden gelen turist sayısının artmasının Türkiye bütçesine önemli getirilerinin olacağını söyleyen Eskinazi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlişkilerin normalleşmesi turizmde etkisini hemen göstermez. Çünkü yaz sezonu için bağlantılar hemen hemen tamamlandı. Turizmde sezon sonuna doğru bir hareketlilik başlar, ancak asıl artış gelecek sezon yaşanır. İsrail’de tatil sezonu Eylül sonu ile Ekim başına denk geliyor. Bu dönemde bir miktar rezervasyon yapılırsa sezon sonundan itibaren canlılık başlar.

THY ve Pegasus’un iki ülke arasında günde 5-6 seferi var. İlişkilerin eski seyrine gelmesi havayolu şirketlerinin ek sefer koymasıyla kendisini belli edecektir.”

-Kruvaziyer turizmine yarayacak-

Eskinazi, ilişkilerin normalleşmesinin Doğu Akdeniz’i kruvaziyer turizminde yeniden popüler bir destinasyon haline getirebileceğine de dikkati çekti.

ABD’de görüştükleri kruvaziyer şirketi yöneticilerinin Kuzey Afrika’da yaşanan olaylar ve İsrail ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle Doğu Akdeniz’e kruvaziyer sefer koyamadıklarını belirttiğini anlatan Eskinazi, “Doğu Akdeniz’in istikrarlı iki ülkesi arasındaki ilişkilerin başlaması bölgeyi bir çekim merkezi haline getirecek. Alanya, uzun süredir kruvaziyer gemilerin gelmemesinden şikayet ediyordu. Yeni süreçle birlikte Alanya gibi limanlarla İsrail limanları arasında kruvaziyer seferleri başlayabilir. Bu seferleri İzmir ve İstanbul’a kadar uzatıp 1 haftalık kruvaziyer seferleri organize edilebilir. 

Eserleri öksüz kaldı

“Muhteşem Yüzyıl” dizinin yönetmenleri Yağmur ve Durul Taylan ile oyuncular Halit Ergenç ve Meryem Uzerli hakkında, Kanuni Sultan Süleyman’ın hatırasına hakaret ettikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.

“Muhteşem Yüzyıl” dizisindeki oyuncuların rollerinin tarihi aşağıladığını, o dönem yaşanmamış olayları olmuş gibi gösterdiğini, Kanuni Sultan Süleyman’ın karalanarak topluma yanlış tanıtıldığını ve tarihi değerlerin de ayaklar altına alındığını iddia eden Ömer Faruk Bildirici ve İnci Bildirici, dizinin yönetmenleri ile 2 oyuncusu hakkında soruşturma açılması ve yayından kaldırılması talebiyle savcılığa şikayette bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonucunda, hakaret suçunun ancak hayatta bulunan kişilere karşı işlenebileceği, ölen kişiye yapılan hakarete ilişkin ise ikinci dereceye kadar yakınları ile eş ve kardeşlerinin şikayette bulunabileceği belirtildi. Ömer Faruk ve İnci Bildirici’nin, Kanuni Sultan Süleyman’ın hatırasına hakaret yapıldığı iddiasıyla ilgili şikayet ve yetkisinin bulunmadığı kaydedildi.

Dizinin tarihsel olaylardan ilham alınarak kurgusal nitelikte yazılan senaryoya göre hazırlandığı, filmdeki olayların kurgudan ibaret olduğu, bu açıdan suçun unsurlarının oluşmadığını ifade eden savcılık, film ve yapımlarla ilgili RTÜK’ün resen, şikayet ve ihbar üzerine kanunda belirtilen idari yaptırımları uygulayabildiğine dikkati çekti.

Savcılık, bu gerekçelerle dizinin yönetmenleri Yağmur Taylan ve Durul Taylan ile oyuncular Halit Ergenç ve Meryem Uzerli hakkında “kişinin hatırasına hakaret” suçundan yürütülen soruşturmaya takipsizlik kararı verdi.

Savcılığın kararında, daha önce de aynı yönde başka bir kişi tarafından yapılan şikayetle ilgili verilen takipsizlik kararı da yer aldı. 

Sinemaseverlerin beklediği haber

Osmanlı tarihinde, 473 yıl önce Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharatın karışımıyla yapılan Muhteşem Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan’a şifa olan Mesir macunu, coşkulu bir kutlama ile Sultan Camisi minare ve kubbelerinden halka saçıldı. Festivale, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı.

UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne giren 473. Uluslararası Mesir Macunu Festivali’nin saçım töreni renkli görüntülere sahne oldu. Hükümet Konağı önünde 14.00′de kortej yürüyüşü ile başlayan festivale Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz, Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Manisa milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri sivil toplum kuruluşları ile konuk yabancı ülkelerin büyükelçileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kortejde ayrıca, temsili Merkez Efendi, Hafta Sultan ve nedimeleri ile Manisa’da yetişip tahta çıkan temsili Osmanlı Padişahları ve Şehzadeleri ile çeşitli ülkelerden gruplar bulundu. Kortej yürüyüşü sırasında basın mensupları ve protokol arasında gerginlik yaşandı. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir süre yan yana yürüdükten sonra yaşanan kargaşa nedeniyle birbirlerinden ayrıldı. Bozdağ ve Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz liderliğindeki kortej önden giderken, hemen arkasından Bahçeli ve Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün korteji yürüdü.

Geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen festivalde, önde mehter takımının marşları eşliğinde Mustafa Kemal Paşa Caddesi’nde ilerleyen korteje, yol kenarında toplanan kalabalık sevgi gösterileri ile eşlik etti. Cumhuriyet Bulvarı güzergahında devam eden kortej Sultan Camisi’ne ulaştı. Protokol üyeleri güzergah boyunca yol kenarlarında toplanan ve evlerinin balkonlarında alkış tutan halkı selamladı. Sultan Meydanı’nda toplanan on binlerce kişi heyecanla mesir saçımını bekledi.

Hafsa Sultanı Demet Evgar, Merkez Efendi’yi Emre Karayel canlandırdı.
Hafsa Sultan’ın temsili Merkez Efendi’ye mesir macununun saçılması için berat vermesinin ardından, protokol üyeleri temsili Hafsa Sultan ile birlikte ilk mesir macunlarını halka saçmaya başladı. Daha sonra Sultan Camii minare ve kubbelerinden çuval çuval mesir macunları halka saçıldı. Macunlar saçılırken binlerce elin şifaya uzanması ortaya ilginç görüntüler çıkardı. Her sene olduğu gibi bu yıl da macunlardan kapmaya çalışan yüzlerce kişi ezilme tehlikesi geçirdi. Macun kapmak için ağaçlara ve direklere tırmanan, şemsiyeyi ters açan bazı vatandaşlar da ilginç görüntüler sergiledi.

MESİRİN TARİHİ

Dünyada eşine az rastlanan, Türkiye’de Kırkpınar yağlı güreşlerinden sonra en eski gelenek olan Mesir Festivali, 473 yıl önce ortaya çıktı. Amansız bir hastalığa yakalanan Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Sultan Camii Külliyesi’nde idareci olarak görev yapan devrin ünlü hekimi Merkez Efendi’nin 41 çeşit baharatın karışımıyla hazırladığı Mesir Macunuyla şifa buldu. Hafsa Sultan, hastalığa şifa olan macunun halka da saçılmasını istedi. O günden sonra her yıl mesir macunu saçılarak bugün 473. yılı bulan bir gelenek haline geldi. Mesir macununun hazmı kolaylaştırıcı, kuvvet verici, cinsel uyarıcı, iştah açıcı, yorgunluk giderici, zehirli hayvanların zehirlerine karşı bağışıklık kazandırıcı özelliğinin yanı sıra bir çok derde şifa olduğuna inanılıyor.

Mesir macununda şu baharatlar yer alıyor: “Karanfil, yenibahar, zencefil, galanga, karabiber, kırımtartar, kişniş, havlican, kebabe, hindistan cevizi, anason, hıyarşenbe, sakız, safran, ud-ül kahar, çöpçini, hardal, portakal kabuğu, tarçın, mirsafi, iksir, çivit, meyanbalı, kalemi barit, tiryak, sarı halile, kara halile, raziyane, kimyon, zerdeçöp, tarçın çiçeği, hindistan çiçeği, çörek otu, darı fülfül, ravent, limontozu, kakule, sinameki, vanilya, topalak ve şeker.” 

Böyle acı görülmedi

İsrail çekirge istilasına uğramış durumda. Çiftçiler ürünlerinin heba oluşuna tanık olurken bazıları da istilaya karşı yeni bir mücadele yönteminden söz ediyor: Çekirge sote.

İsrail semaları iki haftdır “böceklerle” kaplı; çekirgelere karşı olağanüstü hal durumu var.

Çekirgeler her gün kendi vücut ağırlıkları kadar gıda tüketiyor, patates ve mısır tarlalarını talan edip, deyim yerindeyse ziyafet ediyor.

Tel Aviv’in kalabalık bölgelerine yolu düşen çekirgeler ise o kadar şanslı değil.

İntikam duygusu mu demeli yoksa bir taşla iki kuş vurmak mı ama bazı İsrailliler çekirgeleri pişirip yemeye karar verdi.

Çekirge, Yahudi din kurallarına göre yenebilecek tek böcek.

Mönü’de neler var?

Tevrat’ta dört tür çekirgenin yenebileceği söyleniyor: kırmızı, sarı, benekli gri ve beyaz çekirgeler.

Kudüs’te eski yemeklerin yeniden gündeme gelmesi için çalışan bir restoran işleten Moşe Basson’a göre, ilk kez tadacak olanlar için çekirge kızartma şeklinde sunulabiliyor.

“Kaynar suya atın; temizleyin; un, kişniş tohumu, sarmısak ve pul biber karışımına bulayıp yağda kızartın.” diyor Basson ve ekliyor:

“Büyük ilgi var ve büyük paralar ödeniyor.”
Çekirge tadında

İsrail’de çekirge edinmek zor iş. Basson özel bir laboratuvardan karşılıyor ihtiyacını ama hiçbirinin doğadan taze toplanmış çekirgenin yerini tutmadığını söylüyor.

Özellikle susamla beslenen çekirgelerin en lezzetli olduğu düşünülüyor.

Peki tatları neye benziyor? Tavuk şnitzel, kavrulmuş ayçekirdeği ve karides arası bir şey.

Çekirgelerle ilgilenen sadece Basson değil. Tel Aviv Üniversitesi Zooloji Bölümü’nden Amir Ayali de var. Çekirgelerin sinir sistemi konusunda uzman. Kendisi çekirge yemiyor ama onları çok ilginç buluyor.

Ülkedeki çekirge istilası nedeniyle medya kuruluşlarının sık başvurduğu, bu nedenle İsrailliler arasında bilinen bir isim.

Ayali, çekirge sürüleri günde 100 km yol alabiliyor. Bir sonraki duraklarını tahmin etmesi zor; çünkü yönlerini rüzgara göre belirliyorlar.

“Sayıları arttığında artık kontrol etmesi imkansız hale geliyor.” diyor Ayali.

Tarım Bakanlığı’nın tesis ettiği dört uçak gökyüzünde sürekli devriye geziyor.

Çekirge sürülerini tespit ettiğinde böcek ilacı püskürtüyor.

Çekirgelerin çifte hayatı

Bu sorun bütün bölge ülkelerini etkiliyor: Filistin, Sudan, Eritre, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan. Daha önce de çekirge istilaları olmuş: 2004′te ve 1950′lerde olduğu gibi.

Çekirgelerin çifte hayatı uzmanların ilgisini çekiyor. Tek başına olduklarında sürekli yavaş bir biçimde beslenen çekirgeler sessiz bir yaşam sürüyor ama sürüyle karşılaştığında birdenbire davranış ve görünümlerinde değişiklik olur.

Güçlü kanatları çıkar, sürekli bir açlık halinde ve 100 km’yi bulan bir alana yayılarak ve metreküpe 50 çekirge düşecek yoğunlukta yemek avına çıkarlar.

Deniz üstüne sürüklenip yiyecek bir şey bulamayınca birbirlerini yemeye başlarlar.

Protein, demir ve çinko kaynağı

Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nde Tropik Entomoloji profesörü Arnold van Huis böcek yeme taraftarı ve BM Dünya Gıda Örgütü’ne bu konuda bilgi veriyor.

Bu konuya ilgi artmış. Mayıs ayında uluslararası bir konferans düzenlenecek.

Huis, çekirge istilasına uğrayan bölgelerde halkın çekirge yemeye yönelmesini normal karşılıyor.

Birçok Afrika ülkesinde böcek yeme geleneğinin nedensiz olmadığını söylüyor.

Nijer’de çekirge toplamak kadınlar için önemli bir gelir kaynağı.

Ayrıca et krizine doğru gittiğimiz şu dönemde zengin protein, demir ve çinko kaynağı olan çekirgelerin çevre dostu, besleyici bir alternatif olduğunu vurguluyor Huis.

Fakat İsrail gibi yoğun ilaçlama yapılan bir ülkede kirlenme nedeniyle çekirge yenmesine karşı çıkıyor. 

Müslümanlardan özür dilendi

Mısır’ın Refah kentinde yaşayan Menal Abdullah, Mısır yönetiminin sınır kapısından Gazze’ye girişine izin vermemesi üzerine nişanlısı İmad ile evlenmek için gelinliğini giyerek tünellerden geçmek zorunda kaldı.

Mısırlı Menal, beyaz gelinliğiyle karanlık tüneli kullanarak Gazze’deki yeni hayatına doğru yol aldı. 6 ay nişanlılık süresinin ardından tünelde buluşan çiftin yer altındaki yolculuğuna AA objektifleri tanıklık etti.

Mısır’a giriş izni olmayan damat, gelini evinden değil, tünelden aldı. Ailesiyle beraber tünele giren gelini, damat burada karşılayarak Gazze’ye götürdü.

Gelinle tünelde buluşan damat, gelinin elinden tutarak onu hızlıca tünelden çıkarmak için harekete geçti. Genç çift, alkış ve zılgıtlar eşliğinde, yarım kilometre tünelde yürüdükten sonra Gazze tarafından yer üstüne çıktı.

Tünelin sonunda kendilerini bekleyen gelin arabasına binen çift, buradan düğün salonuna gitti.

Chavez mumyalanacak mı?

Gazze’deki Filistin Hükümeti Başbakanı İsmail Haniye, “Bugün size, Erdoğan’ın Gazze’yi çok yakında ziyaret edeceğini müjdeliyorum” dedi

Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin’in suikastının 9′uncu yılı dolayısıyla düzenlenen anma programına katılan Heniye, Türkiye’nin İsrail karşısında zafer kazandığını vurgulayarak, Filistinlilere hitaben, daha fazla ayrıntı vermeden “Bugün size, Erdoğan’ın Gazze’yi çok yakında ziyaret edeceğini müjdeliyorum” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan ve Halid Meşal’in telefonla görüştüğünü belirten Haniye, “İsrail, Türkiye’ye verdiği sözü tutacak, inanıyorum ki Gazze ambargosu kalkacak” ifadelerini kullandı.

Başbakanlık, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde Mavi Marmara baskını sebebiyle Türk halkından özür dilediğini, tazminat ödemeyi kabul ettiğini ve Gazze dahil Filistin topraklarına sivil halkın kullanacağı malların girişine ilişkin kısıtlamaları kaldırmayı kabul ettiğini bildirmişti

Lezbiyen aile kayıplara karıştı

Vladimir Putin ile düştüğü anlaşmazlık sonucu ülkesini terk ederek 2000′li yılların başında İngiltere’ye sığınan Rus işadamı Boris Berezovski, evinde ölü bulundu. 

- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından İngiltere’de siyasi sığınmacı olarak hayatını sürdüren Rus işadamı Boris Berezovski’nin evinde ölü bulunduğu bildirildi.

Yetkililer, 67 yaşındaki Berezovski’nin, başkent Londra’nın 40 kilometre batısındaki Ascot kentinde yer alan evinde ölü bulunduğunu söyledi.

Berezovski’nin ölüm nedeni, otopsisinin ardından belirlenecek. Üniversitede matematik eğitimi gören Berezovski, 1969′dan 1987′ye kadar SSCB Bilimler Akademisi’nde görev yapmış ve optimizasyon ile kontrol teorisi üzerine 16 kitap yayımlamıştı.

ÖZELLEŞTİRME ZENGİNİ
Eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin’e yakınlığı sayesinde devlete ait malların özelleştirilmesi sırasında büyük bir servet edinen Berezovski, SSCB’nin yıkılmasının ardından Putin ile yaşadığı anlaşmazlıktan sonra 2000′lerin başında İngiltere’den siyasi sığınma talebinde bulunmuştu.

330 MİLYON DOLAR NAFAKA
Rus işadamı Berezovski, geçen yıl Chelsea Futbol Kulübü’nün de sahibi olan, eski ortağı Roman Abramoviç aleyhine açtığı 3 milyar dolarlık davayı kaybetmiş, eşi Galina Beşarova’dan boşanmak için de İngiltere tarihinin en yüksek nafakasını (330 milyon dolar) ödemişti.

Çekirgelerle mücadele sürüyor

ABD’nin New Jersey  Eyalet Meclisi, 1918′de silahlı Ermeni grupların Azeri halkına karşı “soykırım işlediği” yönünde karar aldı.

ABD’deki Azeri ve Türk toplumunun Pax Turcica kuruluşu aracılığıyla yürüttükleri çalışmalar sonucunda New Jersey Eyalet Meclisi, “1918′de silahlı Ermeni gruplarının Azerilere yönelik bir soykırım işlediği” ve eyalet genelinde 31 Mart’ın “Azerileri Anma Günü” olması kararını aldı.

Karar belgesi, Eyalet Meclisi Üyesi ve Demokrat Parti Çoğunluk Lideri Yardımcısı Thomas P. Giblin tarafından Amerika Azerbaycan Cemiyeti (ASA) Başkanı Tomris Azeri’ye takdim edildi. Meclisin onayladığı belgede, Mart 1918′de “20 bin masum Azerbaycanlının hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan öldürme hadiselerinin, insanlık tarihinin en çok kınanması gereken vahşetlerinden biri olduğu”na vurgu yapıldı.

Tomris Azeri, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Giblin’in meclisin imzaladığı belgeyi kendi elleri ile evlerini ziyaret ederek takdim ettiğini belirterek, ”Bu Hocalı soykırımından çok daha büyük bir etnik temizliktir. Hocalı’da 600 civarında kaybımız var. Ancak 1918′de yapılan bu katliamda, 20 binden fazla Müslüman hunharca katledilerek kuyulara atılmıştı. Kazılan kuyulara Müslüman cesetlerini istif yapmışlar ve üzerine kapatmışlardı” diye konuştu.

31 Mart’ın Azerilere yönelik soykırım nedeniyle anma günü kabul edilmesi kararı ilk olarak 2012′de New York Eyalet Meclisi’nde alınmıştı. ABD genelinde aynı kararı alan ikinci eyalet New Jersey olurken, söz konusu iki eyaletin California’dan sonra Ermenilerin en yoğun yaşadığı eyaletler olması dikkat çekiyor.  

Sınırdan geçiş izni alamayınca…

Almanya’da neo-nazi terör örgütü NSU tarafından 8′i Türk 10 kişinin öldürüldüğü davanın duruşmasını izlemek isteyen Türk basınının başvurusu reddedildi.

Almanya’da 2000-2007 yılları arasına aşırı sağcı ”Nasyonalsosyalist Yeraltı” (NSU) terör örgütü tarafından öldürülen 8′i Türk 10 kişinin davasının görüleceği Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi duruşmayı izlemek isteyen Türk medya kuruluşlarının başvurusunu reddetti.

Davayı takip etmek üzere duruşma salonuna alınacak 50 medya kuruluşu arasında hiç bir Türk bulunmazken, buna karşılık ülkede adı duyulmamış “Mandoga” adlı bir ajans ve ”Radio Arabella” gibi yerel yayın yapan bir radyonun akredite yapılması dikkati çekti.

Öte yandan mahkeme salonunda 5 yer Alman birinci televizyon kanalı ARD’nin bünyesinde bulunan medya kuruluşlarına ayrılırken, salona birkaç serbest gazetecinin girmesine de olanak tanındı. Yabancı basın olarak Hollanda’dan iki medya kurumu ile Reuters’e yer verildi.

Almanlar yerini vermek istedi mahkeme karşı çıktı

Davayı takip etmek için başvuran bazı Alman basın kuruluşları, kendilerine ayrılan yerleri Türk basın mensuplarıyla paylaşabileceklerini ifade etmesine karşın, mahkeme basın sözcüsü buna izin verilmeyeceğini belirtti.

Mahkeme, bu uygulamayı duruşma salonunun küçük olması nedeniyle yaptığını ileri sürerken, sıralamanın akreditasyon başvurusuna göre yapıldığını iddia etti.

Uluslararası medyaya da yer yok

Münih’te görülecek davayı takip için başvuran uluslararası basın kuruluşlarından New York Times, International Herald Tribüne, BBC, El Cezire’nin adı da Türk medya kuruluşlarının yer aldığı ”yedek” listeye eklendi.

Alman kamuoyunda bu uygulamanın nedeni olarak davanın uluslararası bir boyut kazandırılmaması amacının güdüldüğü yorumları yapılıyor.

STK’lar ve Alman siyasetçilerden tepki

Mahkemenin kararını değerlendiren Alman siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları ile gazeteci birlikleri mahkemeye sert tepki gösterdi.

Almanya Türk Toplumu Başkanı Kenan Kolat, bu uygulamanın bir şeyler saklandığı imajı verdiğini belirterek, bunu ”kepazelik ve skandal” olarak gördüğünü ifade etti.

Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, bu konuya gerekli duyarlılık ve esneklik gösterilerek yabancı medyanın da davadan ilk elden haber yapmaları gerektiğini vurguladı.

Alman hükümeti ile mağdur aileler arasına ombudsmanlık görevinde bulunan Barbara John da, davanın sadece Türkiye’de değil, Almanya’da yaşayan Türkler tarafından da dikkatle takip edildiğini ifade etti.

Almanya Gazetecileri Birliği (DJU) Genel Müdürü Carnelia Hass, Almanya’daki ırkçı saldırılarla ilgili kritik davada Türk medyasına salonda sabit yer verilmemesini eleştirerek,NSU davasında yapılan soruşturmalardaki hatalardan sonra Almanya’nın bir kez daha rezil olmaması ve 17 Nisan’da başlayacak davada özgür şekilde haber yapılması için yolun açılması gerektiğini kaydetti.

Mahkeme, duruşmaların başka bir salona, görüntülü bir şekilde aktarılmasının da yasal olmadığını savundu.

Mahkemeye başvurduğu halde listeye giremeyen Türk ve bazı uluslararası medya kuruluşları şöyle:

1) Anadolu Ajansı
2) Cihan Haber Ajansı
3) Agence France–Press (AFP)
4) Hürriyet
5) Sabah Gazetesi
6) Al Jazeera
7) British Broadcasting Corporation (BBC)
8) New York Times
9) Zaman Tageszeitung
10) Bloomberg News
11) NTV Türkei
12) International Herald Tribune
13) Associated Press (AP)
14) Daily Telegraph
15) İhlas Haber Ajansi

Müjdeyi Haniye verdi

Türkiye ile İsrail arasındaki tazminat görüşmeleri önümüzdeki hafta başlayacak.

İsrail’in Mavi Marmara saldırısında hayatını kaybeden 9 Türk vatandaşının ailelerine ödeyeceği tazminat konusunu görüşmek üzere görevlendirilen İsrailli heyetin, gelecek hafta içinde Türkiye’de olacağı öğrenildi.

Türk ve İsrailli yetkililer arasındaki ön görüşmelerin şu an itibariyle telefon aracılığıyla yürütüldüğünü belirten kaynaklar, görüşmenin kesin tarihinin henüz belirlenmediğini söyledi.

Sürecin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun danışmanları Yaakov Amidror ve İzak Molho ile Adalet Bakanı Tzipni Livni tarafından yürütüldüğüne işaret eden kaynaklar, detayların önümüzdeki günlerde netleşeceğini kaydetti. 

Gözler çıkacak olan definede

Hızı 80 kilometreye yaklaşan rüzgar nedeniyle 6 metreye ulaşan dalgalar, Karadeniz sahillerinde etkili oldu. Abana ilçesinde sahil şeridindeki yazlıkların bahçeleri ile apartmanların bodrum katlarını su bastı.

Kastamonu’nun Abana, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerinde etkili olan fırtına, hasara yol açtı.

Hızı 80 kilometreye yaklaşan rüzgar nedeniyle 6 metreye ulaşan dalgalar, Karadeniz sahillerinde etkili oldu. Abana ilçesinde sahil şeridindeki yazlıkların bahçeleri ile apartmanların bodrum katlarını su bastı. Dalgaların taşıdığı kum yığınları ve taşlar, Hacıveli karayolunda ulaşımın aksamasına neden oldu.

Bozkurt ilçesine bağlı İlişi köyündeki balıkçı barınağı da dalgalar nedeniyle zarar gördü, balıkçılar teknelerini alabora olmaması için kıyıya çıkardı.

Çatalzeytin’de ise sahil şeridindeki karayolu ulaşıma kapatıldı, istinat duvarları yıkıldı.
Çatalzeytin Belediye Başkanı Musa İhsan Uğuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fırtınanın hasara neden olduğunu belirterek, hava şartları düzelince hasar tespit çalışmalarına başlayacaklarını söyledi.