Kategori arşivi: GÜNCEL

Güncel haberleri bu sayfadan takip edebilirsiniz. Güncel bilgileri güncel olarak öğrenmek için bu her zaman ziyeret edin.

Barış sürecinde ilk uygulama

Başbakan Erdoğan, Hürriyet gazetesindeki köşe yazısında, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle açtığı davada, Gazeteci-Yazar Yılmaz Özdil ve gazeteden 7 bin lira manevi tazminat kazandı.

Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesindeki duruşmaya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Muammer Cemaloğlu ile davalı tarafın avukatı Şükrü Evrim İnal katıldı.

Cemaloğlu, davanın kabulüne, İnal ise davanın reddine karar verilmesini istedi.

Davayı kısmen kabul eden Hakim Mustafa Satış, Yılmaz Özdil ve Hürriyet gazetesinin, Erdoğan’a 7 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Dava dilekçesinde, Özdil’in 21 Aralık 2011′de yayımlanan yazısında, Başbakan Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırı kastıyla ”tahkir ve tezyif” edici beyanlarda bulunduğu, onur ve saygınlığını ihlal eden ifadeler kullandığı savunulmuş, yazar ve gazetesinden 20 bin lira manevi tazminat talep edilmişti. 

PKK’nın çekilme planı tartışılıyor

Türkiye’nin tanınan siyasetçi, akademisyen, bürokrat, edebiyatçı ve işadamları Anayasa’dan Türk kelimesinin çıkarılmasına bir bildiri hazırlayarak tepki gösterdi.

İmralı süreci çerçevesinde “Akil İnsanlar” projesi tartışılırken, aralarında Tarihçi İlber Ortaylı, Abdullah Öcalan Davası Savcısı Talat Şalk, Emekli Org. Edip Başer, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Mümtaz Soysal, Yaşar Okuyan, Şükrü Sina Gürel’in yanı sıra çok sayıda akademisyen, siyasetçi, bürokrat, edebiyatçı ve işadamının bulunduğu 300′e yakın isim “Türk milletine çağrı” başlıklı bir duyuru yaptı.

3 maddeden oluşan ve “Türk milletine çağrı” başlığını taşıyan bildiri, Ankara’daki Sürmeli Otel’de gerçekleştirilen bir toplantı ile duyuruldu. Bildirinin tertip komitesinde Prof. Dr. Mustafa Kafalı, Prof. Dr. Bican Ercilasun, Prof. Dr. Ümit Özdağ, Prof. Dr. İskender Öksüz ve Sadi Somuncuoğlu yer aldı. “Aşağıda imzası bulunan bizler Türk Milleti’nin aklı selimine sesleniyor, tarihin bu dönemecinde Türk milleti adına hareket edenleri uyarıyoruz!” diye başlayan bildiriyi imzacılar adına Prof. Dr. Mustafa Kafalı okudu. Bildiride şunlar yer aldı:

1- Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve sahibi olan Türk milletinin adı, vatandaşlık tarifinden ve Anayasa’dan çıkarılamaz.

2- Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz

3- Anadolu coğrafyasında Selçuklu ile başlayın Osmanlı ile devam eden Türk Milleti’nin kesintisiz egemenliğini esas alan büyük Atatürk’ün kurduğu milli devlet yapısı ortadan kaldırılamaz.

 

O il ‘bomba’ üstünde!

Enerji Bakanı Taner Yıldız, Ankara’da doğalgazın güvenliğini haber veren sistemin çalışmadığını itiraf etti: “Hatlar kopuk”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Başkent Ankara’da doğalgazın tüketicilere güvenli bir şekilde iletilmesini ve acil durumda merkezden müdahale ile anında kesilmesini sağlayacak sistemin çalışmadığını itiraf etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın soru önergesini yanıtlayan Yıldız, 577 istasyondan 200′üyle elektrik ve haberleşme problemi nedeniyle iletişim sağlanamadığını itiraf etti.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde, “Supervisory Control and Data Acquisition (SCADA-Uzaktan Veri Toplama ve Kontrol) sisteminin kurulması amacıyla 2004′te yapılan ihale 14.6 milyon dolarla verilmesine ve bugüne kadar 17 milyon dolar ödeme yapılmasına” rağmen sistemin neden çalışmadığının” çaçıklanmasını istedi.

Enerji Bakanı Yıldız, SCADA ihalesinin EGO Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığını belirtti. İhaleyi kazanan Kale-SYS Telvent Konsorsiyumu ile imzalanan sözleşmeye göre SCADA sisteminin 2006′da devreye girmesi gerekirken konsorsiyumun süre uzatım talebiyle 2007′de bitirildiğini anımsatan Yıldız, sistemde işletmeden kaynaklı arızalar olduğunu bildirdi. Bilirkişi raporunun Başkentgaz’a ulaşmasının ardından raporda belirtilen teknik eksikliklerin giderilmesi isteminin yüklenici konsorsiyuma iletildiğini aktaran Yıldız, “Bilirkişi raporunda sistemin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile entegrasyonunun sağlanamadığı ve 577 istasyondan 200′ünde elektrik ve haberleşme problemi nedeniyle iletişimin gerçekleştirilemediği için bu durumun kontrol merkezi yazılımında görülemediği tespitleri yer almaktadır” dedi.

Yıldız, Başkentgaz Yönetim Kurulu’nda sistemin eksikliklerinin giderilmesi ve geçici kabulünün sağlanması amacıyla geçici kabul komisyonu oluşturulmasına karar verildiğini bildirdi. Yıldız, “Komisyon SCADA sistemi ile ilgili geçici kabul eksiklikleri tespit etme çalışmalarını tamamlamış ve 12 Şubat 2013 tarihli yazı ile geçici kabul tutanağının imza altına alınması hususu yükleniciye bildirilmiştir. Konsorsiyum ile geçici kabul çalışmaları devam etmekte olup eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi yükleniciden talep edilmiştir” değerlendirmesini yaptı.

Oran: Ankara’nın güvenliği ihaleye kurban edilemez

Daha önce Sayıştay’ın da bu konuda önemli saptamalarda bulunduğunu ifade eden CHP’li Umut Oran, Bakan Yıldız’ın bu yanıtı üzerine, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin işbilmezliğinin bir başka örneği de budur. 2004’ten bu yana bu iş nasıl bitirilemez. Başkent Ankara adeta bir bombanın üstünde oturuyor. İhale yapıldı yapılmadı eksik oldu, koşullar değişti, teknik uymadı gibi nedenlerle Ankara’nın güvenliği ihaleye kurban edilemez. Ankaralılar acilen bu sistemin kurulmasın ve güvenliğin sağlanmasını Ankara Büyükşehir Belediyesinden beklemektedir” yorumunu yaptı.

Anayasa’ya aykırı bulundu

Afyonkarahisar İdare Mahkemesi’nin, il sınırlarındaki açık alanlarda içki içilmesini yasaklayan Valilik genelgesini geçen ay iptal ettiği ortaya çıktı. ‘Bu yasak Anayasa’ya aykırıdır’ diyen kararın henüz Valiliğe ulaşmadığı bildirildi

Vali İrfan Balkanlıoğlu imzasıyla, geçen yıl 27 Nisan’da yayınlanan ve il sınırları içerisindeki açık alanlarda, her türlü alkollü içki tüketilmesini yasaklayan genelge yayınlanmıştı.

Genelgede ’kamunun istifadesine açık park, bahçe ve üzerinde tesis bulunmayan açık alanlarda veya meskûn mahallerde karayollarında umuma mahsus yerlerde, umuma mahsus park ve bahçelerde ören yeri gibi alanlarda her çeşit taşıma araçlarının içerisinde açıkta alkol içilmesi veya satışını yasak olduğu belirtilmişti.

Bu genelgenin yürürlüğünün durdurulması için bir vatandaş Afyonkarahisar İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

VALİLİĞİN İLGİNÇ SAVUNMASI

Mahkemeye savunma gönderen Afyonkarahisar Valiliği açık alanda içki içilmesini yasaklama gerekçesi olarak ’Alkol kullananların şehrin belirli alanlarını mesken tuttuğunu, buralarda taşkınlık yapıldığını, özel araçlarda içki tüketiminin alışkanlık haline getirildiğini ve alkollü araç kullanılarak trafik kazalarına neden olunduğunu, bu nedenle ilde olası trafik kazalarının önlenmesi, kamunun rahatsız edilmesinin engellenmesi amacı idari tedbir olarak düzenlemenin yapıldığını’ kaydetti.

YASAĞIN DAYANAĞI YOK

Afyonkarahisar İdare Mahkemesi’nce geçen 27 Şubat’ta verdiği kararda genelgeyi iptal etti. Mahkemenin kararında, valiliğin savunmasına karşılık, Trafik Kanunu ile ilgili yasal düzenleme bulunduğunu, alkollü araç kullananlara ne tür işlemler yapılacağının 2918 sayılı kanun ile belirlendiğini, ayrıca alkollü olarak başkalarının huzurunu bozanlara verilecek cezanın ne olduğunun kanun maddesi ile belirlendiğinden, denetim konusunda kolluk yetkisi bulunan valiliğin bunun yerine yasal dayanağı ve yetkisi olmadan yasaklama kararı aldığına dikkat çekildi.

GENELGE ANAYASA’YA AYKIRI

Mahkeme iptal gerekçesinde Afyonkarahisar’da içki içilmesinin yasaklanmasına ilişkin idari kararın yasa ile koruma altına alınmamış ve herhangi bir yasaklama öngörülmemiş, pek çok alana ilişkin bir düzenleme olması nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesinde benimsenen yasallık ilkesine aykırı olduğunu kaydetti.

Ayrıca belirtilen yasak konusunun mevzuatta suç teşkil etmediği halde idari karar ile Kabahatler Kanunu kapsamında müeyyide getirildiğinden tüm bu yönleri ile anılan bu düzenlemenin yasal dayanaktan yoksun olduğu ve işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.

Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline 27 Şubat’ta oy birliği ile karar veren mahkeme, kararın valiliğe tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolunun açık olduğunu bildirdi.

Afyonkarahisar Valiliği yetkilileri ise İdare Mahkemesi kararının henüz kendilerine ulaşmadığını kaydetti.

Generale ‘bebek’ cezası!

Emekli paşanın genç eşinin hastanede kocasıyla 10 gün kaldığı anlaşıldı. İki yıldır tutuklu bulunan emekli komutana eşini hamile bıraktığı ortaya çıkınca hücre cezası verildi.

Balyoz davasının tutuklu sanığı emekli Tümgeneral Recep Rıfkı Durusoy’un (64), cezaevindeyken evlendiği eşi Melike Kaynak Durusoy’un (30) 1 aylık hamile olduğunun anlaşılması ortalığı karıştırdı.

Sabah gazetesi bu ilginç gelişmeyi manşetine taşıdı. Habere göre genç eşin hamileliği, Silivri Cezaevi’ne hamilelik raporu sunarak X-Ray cihazından geçmek istememesiyle ortaya çıktı.

HASTANEDE GÖRÜŞTÜLER

Sabah Özel İstihbarat Bölümü’nün cezaevi kaynaklarından edindiği bilgilere göre olay şöyle gelişti: Balyoz davası kapsamında 15 Şubat 2011′de tutuklanarak cezaevine konulan Durusoy yargılama sonucunda 16 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Emekli paşa yargılamanın sürdüğü dönemde eşi Filiz Durusoy’dan boşandı. Ardından ise Melike Kaynak ile evlendi.

Hatta iki kadın arasında Balyoz davasının görüldüğü duruşma salonunda 3 Haziran 2011′de kavga çıktı. Yaklaşık 1.5 yıldır evli olan Durusoy çifti, açık görüş hariç bir araya gelemiyordu. Recep Rıfkı Durusoy 12 Şubat günü Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne böbrek rahatsızlığı sebebiyle tedaviye alındı. Emekli paşa hastanede özel odada 10 gün tedavi gördü. Durusoy’un hasta yatağında olduğu sırada genç eşinin de refakatçi olarak yanında kaldığı tespit edildi. Emekli paşaya idari soruşturma sonucunda hücre cezası verildi.

EŞLE GÖRÜŞME YASASI MECLİS’TE

Tutukluların eşleriyle görüşmelerine imkân tanıyan yasa geçtiğimiz günlerde Meclis alt komisyonundan geçti. Tasarının kısa bir süre sonra yasalaşması bekleniyor. Yasa, aile bütünlüğünün korunması için eşlerin cezaevinde stüdyo tipi odalarda 24 saat görüşmelerine izin veriyor. Yasa, eşlerin ayrıca çocuklarıyla bir arada zaman geçirmelerine de imkân tanıyor

Görenler dilini yuttu!

Erzurum’daki Hüseyin Turgut Eğitim Merkezi’nde hizmetiçi eğitim gören infaz koruma memurları, ‘Çanakkale 1915′ tiyatro gösterisini izlemeye gelenler, koridorlarda yatan ve üzerlerine bayrak serilmiş şehitleri canlandıran ön sahne ile karşılaştı.

Oyunu yöneten Erzurum Devlet Tiyatroları sanatçısı Orhan Kola, karşılamadaki etkili sahnede amaçlarının izleyiciye Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nda belirttiği gibi, ‘Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!’ dizelerine vurgu yapmak olduğunu söyledi.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Hüseyin Turgut Eğitim Merkezi Başkanı Hakim Ünal Bingül yönetimindeki 260′ıncı dönem hizmetiçi 40 infaz koruma memuru öğrencisi Çanakkale Şehitleri’ni tiyatro gösterisiyle andı. Erzurum Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Orhan Kola, Turgut Özakman’ın Diriliş kitabından uyarlayarak yazdığı oyunu, Devlet Tiyatroları Müdürü Burcu Aksakal ile birlikte yönetti.

Atatürk Üniversitesi Kültür ve Gösteri Merkezi’nde yapılan tiyatro gösterisini izlemeye gelenler, bazılarının üzerine bayrak serilmiş oyuncuların yerde yattığını görünce şaşırdı. Işık ve ses efektlerinin de kullanıldığı, koridorda, kostümleriyle yatan 40 öğrencinin arasından yürüyen seyirciler, koltuklarına oturdu. Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Apaçık’ın ilgiyle izlediği oyunda, öğrenciler, ayakta alkışlandı. ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganıyla alkışlanan öğrenciler büyük beğeni topladı.

ÇANAKKALE’YE FARKLI BİR BAKIŞ

Yaklaşık 20 günlük çalışma ile oyunu sahnelediklerini belirten yönetmen Orhan Kola, oyunda Çanakkale Savaşını farklı bir gözle anlatmaya çalıştıklarını ifade etti. Orhan Kola, “Kursiyerlerin emekleriyle çok güzel bir oyun ortaya çıktı. Davetlileri ön salonda Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nda belirttiği gibi, ‘Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!’ dizelerinden yola çıkarak Çanakkale’de her bastığımız yerde bir şehit olduğunu vurgulamak istedik. Böylece ilizyonu biraz daha kuvvetlendirmeye çalıştık” dedi.

‘Kınalı Hasan’ rolüyle seyirci karşısına çıkan infaz koruma memuru öğrencisi Burhan Gül, tiyatro oyunu için desteklerinden dolayı Hüseyin Turgut Eğitim Merkezi Başkanı Hakim Ünal Bingül’e teşekkür etti. Gül, şöyle dedi:

“Oynarken kendimi Çanakkale’de hissettim. Özellikle seyirci gelirken girişte yaptığımız ışıklı sisli efekten biz de çok etkilendik. Kendimi Çanakkale’de asker gibi hissettim. Annemin beni askere uğurlaması, ‘Günlerdir kavrulmuş süpürge tohumu yiyerek savaşıyoruz’ ifadesi Çanakkale zaferinin özetiydi. Hepimiz bu vatan için canımızı vermeye hazırız.”

‘Asker Sabri’ karakterini canlandıran İbrahim Kaplan ise, oyunda atalarının karşılaştığı zorlukları birebir hissettiğini söyledi. Kaplan, “O günlerin yokluğunu, sefaletini ama Türk’ün gücünü ve imanını başarılı bir şekilde vurguladık. Kısacası Çanakkale geçilmez diyoruz” dedi.

Kandil’in yeni talebi ne?

BDP Eşbaşkanı Demirtaş, Kandil’in ikna olmak için Öcalan’ın çağrısını bizzat dinlemek istediğini söyledi.

Hürriyet’in haberine göre, TBMM’de bir grup gazeteciye süreci değerlendiren Demirtaş, hükümetle olan temasları ve çözüme dair önerilerini aktardı. Demirtaş’ın açıklamaları şöyle:

“ŞU ANDAKİ YASALAR YETMİYOR”

Dönüşün yasal koşulları şu anda Türkiye’de yok. Fiilen hükümet, “göz yumarım” diyor. Başbakan, “Anasının ocağına gitmek isteyen varsa bunda engel yok” diyor. Başbakan bunu söylüyor da bir savcı, bir polis müdürü böyle uygulamazsa, “Sen daha dün dağdaydın, yakaladım seni” derse, ne diyeceksin? Şu andaki yasalar yetmiyor. Koşullar geri dönüş için yeterli değil.

“YASA ÖCALAN VE PKK’NIN ÖNERİSİ”

Yasa önerisi BDP’nin değil, Öcalan’ın ve PKK’nın önerisidir. Geri çekilecek olanların önerisidir. Bir BDP dayatması, şartı değil. Taraflar dese ki, “Biz yasa olmadan da geri çekilmeyi başlatıyoruz” BDP buna karşı çıkmaz. Niye engel olalım? Yaptığımız görüşmede Öcalan da PKK da “Güvence olmadan geri çekilme olmaz” dediler.

“YASA AYNI ZAMANDA BARIŞ KARARI OLUR”

Bu yasa nasıl çıkar, bunlar tartışılabilir. İsmi “geri çekilme yasası” olmaz elbette. Parlamenterlerden oluşan bir komisyon, bir de Akil İnsanlar Komisyonu kurulabilir. Parlamenterlerden oluşacak komisyonun kuruluş yasasında, geri çekilmeye nezaret etme, süreci denetleme, gerekli önerileri hükümete yapma gibi konular yer alır ve bu da geri çekilmeyi de güvenceye alan bir yasaya dönüşebilir. Bu aynı zamanda barış kararıdır.

“AMACIMIZ HÜKÜMETİ ZORA SOKMAK DEĞİL”

Böyle bir komisyonun kurulması için önerimizi Adalet Bakanlığı’na resmi olarak ilettik. Yüz yıllık bir sorunu çözüyoruz, bir isyan bitiyor. Çaktırmadan bu iş olsun bitsin gibi yaklaşılmaz. Bu konuda çalışma yürütüyorlar, teklifimiz henüz kabul görmüş değil. Biz de formüller arıyoruz, şabloncu değiliz. Amacımız hükümeti zorlamak, sıkıştırmak, dara sokmak değil. Süreç sağlıklı işlesin diye biz de öneriler yapıyoruz.

Hükümetin bütün hukukçuları yasal düzenleme üzerinde çalışıyor, formül arıyorlar. Bu İmralı’da konuşulmuş bir şey.

“OPERASYONLAR DEVAM EDERSE..”

Öcalan’ın çağrısına rağmen baskı ve sindirme operasyonları devam ederse… 1999′da PKK çekilmişti, 5 yıl sonra 2004′te geri döndü. Bu defa olmayacağının garantisini ne ben ne Öcalan verebilir. Bunun garantisi hükümetin kendisidir. Bütün muhalefete nefes aldıracak reformları yapmak zorundalar.

“ÖCALAN’IN SESİNDEN DUYMAK İSTİYORLAR”

Karayılan, “Biz üst yönetim olarak hazırız, ama orta kademeyi ikna etmekte zorlanabiliriz. Önderliğimizin doğrudan onlara seslenmesi lazım” diyor. Bununla “sesiyle bize hitap etmesi lazım” demek istiyor. Onun sesinden duymak istiyorlar. Doğrudan temas istiyorlar. Memleket uzaya uydu gönderiyor, Kandil’le İmralı arasına bir trafik kurabilirler. Bunu Öcalan’a da söyledik.

“KARAYILAN İTİRAZ EDİYOR AMA BEN ISRARCIYIM”

Karayılan itiraz ediyor ama ben hâlâ ısrarcıyım. Öcalan sorumluluğun yüzde 99′unu üstüne aldı. Geriye yüzde 1′lik kısmı kaldı ki hükümetin bu konularda yasal tedbir alması, parlamento kararı veya hükümet kararı, veya Öcalan’la Kandil’in doğru teması.. Bu sürecin başlaması için bunun tamamlanması lazım. Hükümet yüzde 1′lik kısmı bile yapmazsa, geriye kalan yüzde 99′u boşa çıkarmış olur. Geri çekilmenin başlaması için Öcalan’ın PKK’ya çağrı yapması lazım. Nevruz’da ‘buna hazırım’ dedi ama o çağrıyı yapmadı. Öcalan, geri çekilme çağrısını yapması için hükümetin adım atmasını bekleyecek.

Sınırda gerginlik!

İç karışıklığın sürdüğü ülkelerinden kaçarak Türkiye’ye sığınan 35 binin üzerinde Suriye linin barındığı Akçakale ‘deki Süleymanşah Konaklama Tesisi’nin 1 No’lu Mahallesi’nde dün sabah elektrik kontağından yangın çıktı. Yangında çadırda bulunan 7 yaşındaki Sudra El-Hammut öldü, 2 ablası yaralandı.

Daha önce çıkan yangınlarda da çoğunluğu çocuk, 6 kişinin öldüğü çadır kentte kalan Suriyeli sığınmacılar protesto için idari binası önünde eylem yapmaya başladı.

Kısa sürede kalabalıklaşan sığınmacılar, idare binasını ve görevlileri taşladı. Şanlıurfa’dan asker ve polislerin takviye olarak gönderildiği çadır kentte güvenlik güçlerinin müdahalesi ile olaylar 3.5 saatte kontrol altına alındı. Olayları görüntüleyen gazetecilerin tartaklandığı, otomobillerin zarar gördüğü, idare binalarının tahrip edildiği, 3 çadırın ateşe verildiği ve çok sayıda kişinin hafif yaralandığı olayların kontrol altına alınmasının ardından inceleme başlatıldı.

600 KİŞİ SINIR DIŞI EDİLDİ

Olayların bastırılmasının ardından gerginlik sırasında güvenlik güçleri tarafından kaydedilen kamera görüntüleri incelenmeye alındı. Titizlikle incelenen görüntülerde olayları tırmandıran, taş atan ve çadır kente zarar veren kişiler tek tek saptandı. Polis ve askerler, daha sonra kimlikleri saptanan kişileri kaldıkları çadırlardan tek tek dışarı çıkardı, ardından 20′şer ve 30′ar kişilik gruplar halinde otobüslere bindirerek sınır dışı etmek üzere Akçakale Sınır Kapısı’na götürdü.

Gece başlayan ve halen devam eden görüntü kayıtları incelemesinde bugün öğleye kadar olaylara karıştığı belirlenen 600 Suriyelinin sınır dışı edildiği bildirildi. Yetkililer, görüntülerin incelenmesine devam edildiğini ve bu sayının daha da artacağını kaydetti.

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ EN ÜST SEVİYEDE

Dün gerginliğin adresi olan Akçakale’deki Süleymanşah Konaklama Tesisi’nde güvenlik önlemleri de sürdürülüyor. Çadır kentteki mahalle ve sokaklara barikat kuran güvenlik güçleri, sığınmacıların sokak dışına çıkmalarına ve yeni bir olay çıkarmasına izin vermiyor.

‘Hedef huzurumuzu bozmak’

Başbakan Erdoğan, güvenlik güçlerinin, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ndeki patlamaya ilişkin incelemesinin sürdüğünü söyledi.

Başbakan Erdoğan, Sağlık Bakanlığı kara ambulansı, Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE) aracı ve ambulans botlardan oluşan 486 araçlık filonun TÜYAP Fuar Alanı Otoparkı’nda düzenlenen hizmete alım törenine katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Ankara’da ABD Büyükelçiliği girişindeki canlı bomba saldırısına değindi.

Saldırıyı ”canlı bomba”nın gerçekleştirdiğini, güvenlik görevlilerini incelemesinin sürdüğünü söyleyen Erdoğan, ”Bir canlı bomba saldırmak suretiyle orada arzu etmek istemediğimiz bir neticeye sebep oldu. Canlı bomba paramparça olmuştur. Bir ya da iki vatandaşımız orada rahmetli olmuştur” dedi.

Teröre karşı topyekün mücadele verilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, ”Bunlar, Türkiye’nin huzuruna yönelik saldırılardır. Bunlara karşı, bir olacağız, birlik olacağız. bunları açacağız” dedi.

Başbakan Erdoğan, ”Başta terör olmak üzere bugün devam eden bazı sorunlar, sadece ve sadece Türkiye’nin büyümesini engellemeye ve ilerlemesini yavaşlatmaya dönük girişimlerdir” diye konuştu.

Riccardione’ye başsağlığı telefonu

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Riccardione’yi telefonla arayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üzüntülerini dile getirerek, başsağlığı dileğinde bulundu.

Erdoğan, Riccardione’ye olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi.

KGS gitti HGS geldi!

Otoyol ve köprü geçişlerinde kullanılan KGS’nin kullanımdan kaldırılması kapsamında, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile otoyol gişelerinde saat 00.00 itibariyle KGS ile geçişler durduruldu. Gişeleri dubalarla kapatan görevliler, KGS tabelalarını da kaldırdı.

KGS’nin yerini yüzde 20 daha ucuza geçiş yapma imkanı sağlayan Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) aldı.

Boğaziçi Köprüsü’ndeki KGS gişesinden son geçenlerden Halil Başkaya, gazetecilere yaptığı açıklamada, KGS gişelerinin kaldırılmasının çok iyi olduğunu belirterek, ”Trafiğin akması noktasında sıkıntı oluyordu. Artık durmadan geçeceğiz o açıdan çok önemli” dedi.

Hasan Otacı da uygulamanın bütün Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi. Otacı, ”KGS kartımda 20-25 lira vardı. Artık HGS’ye aktarırlar” ifadesini kullandı.

-Edirne’deki KGS gişeleri kapatıldı

Kartlı Geçiş Sistemi (KGS) kullanımın sona ermesi üzerine Edirne’deki KGS gişeleri kapatıldı.

Edirne Otoban Gişeleri’nde saat 00.00 itibariyle karayolları ekipleri, KGS gişelerini dubalarla kapatarak, KGS gişesinden geçişleri durdurdu. Ekipler, sürücüleri OGS ve HGS gişelerine yönlendirdi.

Bu arada, kapatılan KGS gişesinin HGS sistemine entegresi için ekiplerin yarın teknik çalışma yapacağı belirtildi.

Yoğun araç geçişinin olmadığı Edirne gişelerinde önemli bir aksaklık yaşanmazken, HGS ve OGS bulunmayan bazı araçların gişelerden kaçak geçiş yaptığı görüldü.

‘Deprem Dede’ye veda

Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın (72) cenazesi, Teşvikiye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Kamuoyunda ”Deprem Dede” olarak da bilinen Türk Kızılayı Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın üzerinde Türk bayrağı ve Kızılay bayrağı bulunan tabutu, öğle vakti Teşvikiye Camisi’ne getirildi.

Camide Ahmet Mete Işıkara’nın eşi Aysel ve oğlu Cengiz Işıkara ile kızı Yeşim Hekimoğlu taziyeleri kabul etti.

Türk Kızılayı tarafından Teşvikiye Caddesi’ne üzerinde ”Türk Kızılayı ailesi seni unutmayacak” yazılı pankart asıldı.

Cenaze namazını İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran kıldırdı ve dua okudu. Namazın ardından Işıkara’nın eşi Aysel Işıkara bir süre tabutun başında durdu. Aysel Işıkara’nın gözyaşlarını tutamadığı görüldü.

Ahmet Mete Işıkara’nın cenazesinin buradaki törenin ardından Feriköy Mezarlığı’na toprağa verildi. 

Midyat’ta çatışma çıktı!

Vatandaşlar Midyat ilçesi kırsalında bir grup terörist olduğu ihbarında bulundu.

Bölgeye jandarma ve polis özel harekat timleri sevkedildi.

Teröristler bir mağarada kıstırıldı.

Güvenlik güçleri teröristlere teslim ol çağrısında bulundu.

Teröristlerin ateşle karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada 2′si kadın 7 terörist etkisiz hale getirildi. 

Eymir’de içki yasağı

Ankara’da, Eymir Gölü çevresindeki tesislerde alkol satışı yasaklandı.

Ankara’nın yegane sayfiye yerlerinden biri olan ve ODTÜ kampüsü içinde yer alan Eymir Gölü’ndeki tesislerde alkol satışı yasaklandı.

Bir hafta önce başlayan yasak kararı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nca alındı. Kararın gerekçesi ise, ODTÜ’ye ait olan gölün kampüs alanı olarak kabul edilmesi.

ODTÜ yönetimi ise yasakla bir ilgileri olmadığını açıkladı. Alkol satışı tesislerde yasak ama piknik yapmak için gelenler dışarıdan alkol getirebilecek.

Müşterlerini teker teker kaybeden göl çevresindeki restoran sahipleri eleman çıkarmak zorunda kalacaklarını söylüyor.

İlk patriotlar Türkiye’de

Türkiye’nin Suriye sınırına konuşlandırılacak patriot hava savunma sistemlerini taşıyan gemi İskenderun Körfezi’ne geldi.

Hollanda hükümeti ve meclisinin daha önce NATO’nun talebi doğrultusunda gönderilmesine onay verdiği, Türkiye’nin Suriye sınırına konuşlandırılacak patriot hava savunma sistemlerini taşıyan gemi İskenderun Körfezi’ne geldi.

Patriot hava savunma sistemlerini taşıyan Cebelitarık bandralı ”Louise Russ” adlı 18 bin grostonluk gemi İskenderun Limanı’na yaklaşık 4 mil uzaklıkta İskenderun Körfezi açıklarına demir attı. 

‘DHKP-C’ye operasyon!

İstanbul’da Terörle Mücadele Ekipleri tarafından sabahın erken saatlerine DHKP-C terör örgütüne yönelik operasyon düzenlendi. Özel Harekat ekipleri ve Helikopter desteği de alınan operasyona çok sayıda polis ekibi katılırken, örgüt üyesi çok sayıda kişi gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabahın erken saatlerine, yasadışı terör örgütü DHKP-C’ye yönelik bir operasyon düzenlendi.

Başta Okmeydanı Şark Kahvesi mevkisi Piyalepaşa Caddesi olmak üzere farklı ilçelerdeki adreslere yönelik operasyonda çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.

Operasyona havadan helikopter desteği sağlanırken, sokak içerisinde Çevik Kuvvet ekipleri de güvenlik önlemi aldı.

Özel Harekat ekiplerinin de katıldığı operasyonda çok sayıda kişi gözaltına alındı. Belirlenen adreslere giren ekipler, adreslerde uzun süre inceleme yaptı.

Gözaltına alınan şahıslar daha sonra Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

GÖZALTINA ALINANLAR SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇİRİLDİ

İstanbul’da Terörle Mücadele Ekipleri tarafından sabahın erken saatlerine DHKP-C terör örgütüne yönelik yapılan operasyonun altından gözaltına alınan zanlılar Adli Tıp Kurumu’nda sağlık kontrolünden geçirildi.

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sabahın erken saatlerinde İstanbul’un çeşitli ilçelerine çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon düzenlemişti. Operasyonda gözaltına alınan şahıslar, Çevik Kuvvet’e ait otobüslerle Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na getirilerek sağlık kontrolünden geçirildi.

‘Kimyamız uyardı!

Kanal D programına telefonla bağlanan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Ali Birand’la ilgili çok özel anılarını paylaştı.

Ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileyen Başbakan Erdoğan: “Öncelikle tabii birand’ın vefatından dolayı gerçekten müteessir olduk. Ailesine başsağlığı diliyorum. Kendisini 32. gün programından tanımıştık. Kendisiyle belediye başkanlığımdan bu yana şahsen tanışırız. Haydar paşa lisesi’ndeki programımız bende çok ciddi anılar bırakan bir programdı. Kimyamız çok uyardı” dedi.

Birand’ın kendisiyle yaptığı en son söyleşinin ocak ayında olduğunu hatırlatan Erdoğan, “28 Şubat belgeseli için AK Parti genel merkezine gelmişti. Söyleşimizin ardından beraber akşam yemeği yemiştik. kendisine ‘Mehmet Ali bey, ben şu anda çok açım. Sen de açsan beraber çıkalım yukarıda akşam yemeği yiyelim. Benim burada menümdeki en önemli yemek kokoreçtir’ demiştim. Bir feryat atmıştı. O feryadı ile birlikte Mehmet Ali beyin kokoreçi çok sevdiğini anlamıştım. Birlikte orada kokoreç yemiştik. O da bizim ayrı bir anımızdı. Tabi mesleği çok seven biriydi. Özel sohbetleri dahi adeta habere dönüştüren bir gazeteci olarak kendisini tanıdım. Çalışkan azimli kararlı bir insandı.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Ali Birand’ın “Erdoğanlı Yıllar” diye bir belgesel hazırlamakta olduğunu ve kendisinde bunun için söz aldığını anlatan Başbakan Erdoğan, “Kendisini gazeteciliğin yanı sıra belirli hassasiyetleri olan bir kişi olarak biliyorum. Küçük bir anımızı da aktarmak istiyorum. 2011 yılı Haziran ayında ciddi bir ameliyat geçirmişti. O ameliyat öncesinde beni aradı. Ben de merak ettim niye arıyor diye. ‘Senden helallik istiyorum’ dedi. ‘Hayırdır ne helalliği’ dedim. ‘Dua istiyorum’ dedi. Dolayısıyla duanın gücüne inanan, önem veren bir insandır. Hatta ben de dedim ki ‘Ben bu sabah namaza kalktığımda duamı yapacağım, eşime de söyleyeceğim birlikte dua edeceğiz’. Nitekim ameliyat öncesinde de ekran aracılığıyla tüm izleyicilerden dua istemişti. Ama ben bir şeyi gördüm kendisinde. Ölümden korkmadığını gördüm. O dua isterken dahi sempatikti. Tebessümüyle beraber o duayı istiyor ve geleceği günleri de orada haber veriyordu.” diye anlattı. 

Erdoğan “Ölümü hiç kuşkusuz medyamız açısından ciddi bir kayıptır. Hepimiz şüphesiz öleceğiz. Nerede ne zaman nasıl belli değil. Ben kendisine bu vesileyle bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, medyamızın başı sağolsun. Cemre hanıma, Umur beye o torununa en kalbi duygularla bu temennilerimi iletiyorum. Kendilerine sabır ve metanet temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

birand’ın kalbi mi durdu?

Kanal D Haber Grup Başkanı Mehmet Ali Birand’ın hastaneye yatması sevenlerini paniğe sevkederken, twitter’da da bir anda gündem maddesi oldu.

KANAL D’DEN AÇIKLAMA GELDİ

Usta gazetecinin sağlık durumuyla ilgili dedikoduların artması üzerine Kanal D, resmi twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: “Kanal D Haber Grup Başkanı Mehmet Ali Birand safra kesesindeki stent değişimi için hastaneye yatmıştır. Acil şifalar diliyoruz.”

Dün akşam hastaneye kaldırılan Birand’ın yoğun bakımda tutulduğu açıklandı.

KALBİ DURDU İDDİASI

Mehmet Ali Birand’ın operason sırasında kalbinin durduğu ve doktorların çabasıyla yeniden çalıştırıldığı iddia edildi.

DHA, Birand’ın kaldığı Amerikan Hastanesi’ne canlı yayın aracı gönderdi. Birand’ın çocukları ve ailesinin Amerikan Hastanesi’ndeki endişeli bekleyişi sürüyor

Polise hain saldırı!

Mardin’de polis aracına yapılan silahlı saldırıda bir polis memuru şehit oldu.

Alınan bilgiye göre, Mardin Devlet Hastanesi’nde görevli polis memurlarının içinde bulunduğu araca hastane önünde 3 terörist tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Saldırıda araçta bulunan bir polis memuru yaralandı. Arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan polis memuru kurtarılamadı.

Bazı kurşunların etraftaki araçlara da isabet ettiği saldırı sonrasında çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı.

Mardin Valisi Turhan Ayvaz, uzun namlulu silahlarla düzenlenen saldırıda 1 polis memurunun şehit edildiğini kaydetti.

Vali Ayvaz, “Hastanenin acil servisi önünde polis memurlarına uzun namlulu silahlar ile saldırı düzenlendi. Saldırı 3 terörist tarafından yapıldı. Güvenlik güçlerimiz de karşılık verdi. Olayın hemen ardından teröristler kaçtı. Olayla ilgili geniş çaplı operasyon başlatıldı. Saldırıda yaralanan polis memurumuz hastanede şehit oldu” dedi.

Bu arada şehit polis memurunun Kahramanmaraş nüfusuna kayıtlı Cengiz Engizek (37) olduğu öğrenildi.

BAŞSAVCI OLAY YERİNDE İNCELEME YAPTI

Cumhuriyet Başsavcısı Hakan Dündar, polisin şehit edildiği olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Başsavcı Dündar, hastane yetkililerinden, hastaların mağdur edilmemesini isteyerek, “Bizler burada olay yeri incelemesi yaparken, acil vakası bulunan hastalarımızı da mağdur etmemek için onları doğru bir şekilde yönlendirelim. Delilleri toplamak için kısa bir süreliğine burayı düzenlememiz lazım. Tıbbi ve sıhhi açıdan önlemleri aldıktan sonra, buradaki girişleri kapatıp acil hastaları diğer kapıdan yönlendirelim. Şu da olmasın ama tıbbi açıdan acilen gelen hastalar geri gönderilmesin” dedi.

16 İNŞAAT İŞÇİSİ GÖZALTINA ALINDI

Bu arada olayla ilgili olarak hastanenin etrafındaki inşaatlarda çalışan 16 işçisinin, ifadesi alınmak üzere gözaltına alındığı bildirildi

İkinci ‘habur’ uyarısı!

Paris’te öldürülen üç PKK’lının cenaze töreniyle ilgili Başbakan’dan sonra Kılıçdaroğlu’ndan da uyarı geldi.

Kılıçdaroğlu, Paris’te öldürülen üç PKK’lının cenaze töreniyle ilgili uyarıda bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çin ziyaretinin ikinci durağı olan Şangay’a hareketinden önce Pekin’de Westin Oteli’nin lobisinde kendisini izleyen gazetelerin Ankara temsilcilerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, Paris’te öldürülen 3 PKK’lı kadın ın cenaze törenleriyle ilgili soru üzerine, “Cenazelerde gerginlik olmasını istemeyiz. Cenazelerin istismar edilmemesi lazım. Habur benzeri görüntüler halkı rahatsız ediyor” dedi.

Cinayetlerle ilgili kendilerine farklı bir bilgi ulamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, genel kanaatin, “Fransız polisinin, istihbaratının olayı çözebileceği” yönünde olduğunu söyledi.

BAŞBAKAN’DAN PROVAKASYON UYARISI

Başbakan Erdoğan da dün partisinin grup toplantısında konuya ilişkin şöyle konuşmuştu:

“Cenazelerde birçok provokasyonlar hazırlanabilir. Terörist gruplar istismar edebilir. Vatandaşlarımız bu oyuna gelmeyecektir. Hep birlikte bu oyun bozulacaktır. Süreci dinamitlenmek istiyorlar, buna izin vermeyin. Kendi iç hesaplarının faturasını bu millet ödememelidir.”

CENAZE PROGRAMI BELLİ OLDU

Merkezi Diyarbakır’da bulunan Demokratik Toplum Kongresi’nce yapılan açıklamaya göre, Paris’te öldürülen 3 kadın PKK’lının cenazelerinin çarşamba günü saat 20.35′te Diyarbakır’da olacak.

Açıklamada, 3 kadın için perşembe günü saat 11.00′de Batıkent Meydanı’nda cenaze töreni düzenleneceği belirtildi.

Cenazeler daha sonra memleketlerine gönderilecek

ABD’li tarihçiden şok analiz

ABD’li tarihçi Tarpley, Türkiye hakkında şok bir analiz yaptı. Sosyal medyada videosu dolaşan tarihçi ‘’Obama Erdoğan’ı aldatıyor, Türkler kaybedecek’’ dedi.

ABD’li tarihçi Dr. Griffin Tarpley, Türkiye ve Suriye sorunu konusunda şok bir analiz yaptı. Sosyal medyada videosu dolaşan tarihçi, ‘’Obama Erdoğan’ı aldatıyor, Türkler kaybedecek’’ dedi.

‘’Obama’nın her hafta Erdoğan’ı aradığını, kibir ve hırsı ile oynayarak onu bir yere ittiği söyleniyor’’ iddiasını da ortaya atan Tarpley, ‘’Mübarek’in düşürülmesinden sonra Türk hükümeti Yeni Osmanlı İmparatorluğu fikri ile kandırıldı. Bu aldatmaca ile sıfır sorundan, başta Kürt sorunu olmak üzere, onlarca sorunlar dizisine geçiverirsiniz’’ dedi ve şunları söyledi; 

PKK VE CIA: Simon Hersh’e göre PKK, CIA’nın desteklediği bir örgüttür; CIA, PKK’yı İran’a karşı kullanmaktadır. Yakın geçmişte Fransa’da Cumhurbaşkanı Mitterand’ın eşi Danielle Mitterand PKK’nın koruyucu azizesi idi. Bir yıl önce, İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman, Mavi Marmara’daki davranışından dolayı Türkiye’yi cezalandırmak için İsrail’in PKK’yı destekleyeceğini söyledi. NATO’nun Yunanistan aracılığıyla PKK’yı desteklediği haberleri var. Bana göre Türkiye’nin anlaması gereken bu !..

TÜRKİYE’Yİ YOK ETMEK İÇİN: Türkiye’yi ziyaret ettim, pek çok siyasi lider ile görüştüm. Türkler öncelikle Amerika ve İngiltere ile ittifakın “öldüren bir kucaklama” olduğunu anlamalı; bir başka deyişle İngiliz- Amerikalılar Türkleri öldürene kadar sevecekler. Türkleri Suriye’ye karşı kullanacaklar. Ve çatışmayı modern Türkiye’yi yok etmek için kullanacaklar. Korkarım, Obama’nın aldattığı Erdoğan ve Davutoğlu bu psikoloji ile kendi çukurlarını kazıyorlar. Kazanacakları hiçbir şey yok ve kaybedecekler.

SURİYE’DE İSYAN BASTIRILIYOR: Ortada bir de Rusya sorunu var; 19 ncu yüzyılda her 20 yılda bir, Türk-Rus Savaşı olurdu. Son zamanlarda bir Türk- Rus Savaşı olmadı ama o istikamette adımlar atılıyor. Şu bilinmelidir ki, Suriye güvenlik güçleri isyancılara karşı başarılı bir harekât yürütüyorlar, isyan bastırılıyor; Buna paralel olarak, olayların ağırlık merkezi, gerçek bir devrimci hareketin başladığı Suudi Arabistan ve Katar’a doğru kayıyor.

İSKENDERUN’DA CIA VAR: Şu anda Türkler, güney bölgelerinin tamamını CIA’ya devrettiler. Oralarda CIA başıboş, kontrolsüz dolaşıyor. İskenderun otellerinde CIA cirit atıyor. Oteller El- Kaide teröristleri ile dolu. CIA Adana yakınlarındaki İncirlik üssünden, bölgeye getirdikleri teröristleri kullanıyorlar. Ve bunun Türkiye’ye geri dönüşü feci olacak

İnfazlar için ne dedi?

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, abisine televizyon verilmesiyle ilgili, ”Televizyon kendi talebi değildi. Cezaevi müdürü ikna etmiştir. O nedenle almıştır” dedi.

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, ağabeyi ile görüşmek için gittiği İmralı Adası’ndan döndü. 

Sabah saatlerinde Gemlik Limanı’ndan İmralı Adası’na deniz yoluyla giden Mehmet Öcalan ve İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki iki mahkumun yakını oldukları belirtilen iki kadın, yakınları ile yaptıkları görüşmenin ardından ilçeye dönüş yaptı.

Mehmet Öcalan, jandarma karakolu önünde bekleyen basın mensuplarına şu açıklamayı yaptı:

”Görüşme normaldi. Çok üzüntülü bir görüştü. (Paris’te üç kadının öldürülmesi) Fransa’daki katliamı -çok üzülmüştür- kınıyor. Eğer bu katliamın önü bir an önce herkes… Yani bunun ismini ne koyarsak koy bir an önce açıklığa kavuşması gerekiyor. Eğer, bu katliam bir işarettir. Bunun için çok üzüntülüydü. O üç tane Kürt kadının öldürülmesi dolayısıyla ailelelerine başsağlığı diledi. Diyeceklerim bunlardır.”

Öcalan, ”Görüşmede başka herhangi bir şey gündeme geldi mi” sorusuna ”İleriki aşamada eğer eş başkanlar gelirse o zaman açıklayabilirim” karşılığını verdi. ”Hangi konuyla ilgili” sorusu üzerine Öcalan, ”Bu süreçle ilgili… Süreç…” ifadesini kullandı.

Terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan’a televizyon verilmesine ilişkin soru üzerine Mehmet Öcalan, ”Televizyon kendi talebi değildi” dedi. ”Televizyon kendi talebi değil miydi” sorusuna Öcalan, ”Hayır kendi talebi değildi. Cezaevi müdürü ikna etmiştir. O nedenle almıştır. Yoksa ben televizyonu almayacaktım dedi” cevabını verdi.

Ardından Mehmet Öcalan ve beraberindekiler, kendilerini bekleyen özel otomobille Gemlik’ten ayrıldılar
 

Mahkeme başkanına tehdit

Zirve Yayınevi davasında mahkeme başkanını böyle tehdit etti.

Malatya’daki Zirve Yayınevi’nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 52. duruşması başladı. İtirazları nedeniyle salondan çıkarılan sanık Varol Bülent Aral, mahkeme başkanına ‘kafana sıkacağım senin’ diye bağırdı.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, kimlik tespitinin ardından sanıkların talep dilekçeleri incelendi. Bu sırada, tutuklu sanıklardan Varol Bülent Aral’ın, tanıklara soru sormaları konusunda kendilerine hak tanınmadığını, taleplerinin 6 yıldır dinlenmediğini ileri sürmesi üzerine, mahkeme başkanı Hayrettin Kısa, tüm taleplerin savunmalar bittikten sonra ele alınacağını ve tanıkların dinleneceğini söyledi.

Aral’ın itirazını sürdürmesi üzerine Kısa, sanığı, konuşmaya devam etmesi halinde salondan çıkarılacağı hususunda uyardı. Mahkeme başkanı Kısa, itirazını sürdüren Aral’ın salondan çıkarılmasını istedi. Sanık Aral, jandarma ekiplerince salondan çıkarılırken, ‘Adaletiniz de yere batsın sahtekarlar. Bunun hesabı sorulacak. Hayrettin Kısa, kafana sıkacağım senin’ diye bağırdı.

Aral’ın salondan çıkarılmasının ardından tutuklu sanıklardan Ruhi Abat’ın savunması alınmaya başlandı.

Bu arada, duruşma nedeniyle Malatya Adliyesi çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Zirve Yayınevi’nde öldürülen Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske’nin eşi Suzanne Geske ve müdahil avukatları, duruşmayı izlemek üzere koruma eşliğinde adliyeye geldi.

Malatya’da, 18 Nisan 2007′de, Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, boğazı kesilerek ve bıçaklanarak öldürülmüştü. Olaya ilişkin açılan davada, 13′ü tutuklu 19 sanık yargılanıyor. 

İzmir uçağında şok olay

İstanbul’dan havalanıp İzmir’e gelen bir yolcu uçağında alkollü olduğu belirtilen iki yolcu diğer yolculara kabus yaşattı.

İstanbul-İzmir seferini yapan yolcu uçağına binen ve alkollü oldukları iddia edilen iki yolcu, cep telefonlarını kapatmayıp uyudu. Uçak indikten sonra tepki gösteren yolculara saldıran şahıslar gözaltına alındı, olayda 1 kişi yaralandı.

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan İzmir’e havalanan özel bir havayolu şirketine ait yolcu uçağında bulunan ve alkollü olduğu iddia edilen Azerbaycan vatandaşı L.Y. ile arkadaşı H.T., cep telefonlarını kapatmadan uykuya daldı. 

Dün akşam saat 22.20 sıralarında havalanan uçakta cep telefonları çalan şahıslar telefonlarına cevap vermedi. Kabin görevlilerinin uyandırıp cep telefonlarını kapatmalarını istediği iki arkadaş, uyarıları dikkate almadı.

Yolculuk sırasında, cep telefonları aralıklarla çalan iki kişi diğer yolcuların tepkilerine rağmen telefonlarını kapatmadı. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na inilmesinin ardından uçaktaki diğer yolcularla tartışan iki kişi, bindikleri servis aracında bu kez kendilerine tepki gösterenlere hakaret edip tartaklamaya başladı.

Servis aracındaki kavga nedeniyle kadın ve çocuklar büyük panik yaşadı. Aracı kullanan görevli kapıyı açınca, öfkeli iki kişinin saldırısından kurtulmak isteyen yolcular aprona kaçıştı. Yolculardan Teyfik Çağlan hafif yaralandı.

Yolcular yaşananlara tepki gösterirken, kavgayı polis ve özel güvenlik görevlileri güçlükle ayırdı. Diğer yolculara kabus yaşattıkları öne sürülen L.Y. ve H.T. polis tarafından gözaltına alındı.

Yolcular, güvenlik görevlilerinin olaya geç müdahale ettiğini öne sürdü. İki yolcu ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Ev baskınında çatışma!

Nusaybin’de bir eve düzenlenen operasyonda çıkan çatışmada terör örgütü PKK’nın yöneticilerinden biri etkisiz hale getirildi.

Selahattin Eyyübi mahallesi Sakarya caddesinde bir evde terör örgütü PKK üyesinin bulunduğu ihbarını alan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Özel Hareket Timleri, söz konusu eve operasyon düzenledi. Güvenlik güçlerinin ”teslim ol” çağrılarına evden silahla karşılık verilmesi üzerine çıkan çatışmada, terörist ölü olarak ele geçirildi.

Mardin Valisi Turhan Ayvaz AA muhabirine yaptığı açıklamada, operasyon düzenlenen evdeki teröristin ”teslim ol” çağrılarına el bombası atıp, silahla ateş açması üzerine yaklaşık 20 dakika süren çatışma yaşandığını ifade ederek, ”Operasyonda örgütün yöneticilerinden biri ölü ele geçirildi. Çatışmada güvenlik güçlerimiz zarar görmedi. Etkisiz hale getirilen terör örgütü üyesinin kimliği daha sonra açıklanacak” dedi.

Öte yandan, olay yerine gelen bir grup ile polis arasında tartışma yaşandı. Güvenlik güçleri taş atan gruba polis basınçlı su ve biber gazıyla müdahalede bulunarak grubu dağıttı. 

Elektrik parasını ödeyecek

Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla Öcalan’a verilen televizyonun LCD olduğu ortaya çıktı. Radyosu elinden alınan Öcalan, TRT kanalları ile bazı ulusal kanalları izleyebilecek. Elektrik parasını da kendisi ödeyecek

PKK’nın silah bırakmasına yönelik MİT- İmralı görüşmeleriyle gündeme gelen Abdullah Öcalan’ın televizyon talebi yerine getirildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla verilmesi kararlaştırılan televizyonun, dün Abdullah Öcalan’ın cezaevinde kaldığı odaya konuldu.

Kenya’da yakalandıktan sonra getirildiği İmralı Adası’nda çarptırıldığı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını aynı yerdeki Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde çeken Abdullah Öcalan, sadece TRT FM’i dinleyebildiği radyosunun yerine televizyon istiyordu. Terörün sonlandırılmasına yönelik son dönemde MİT- İmralı görüşmeleri hız kazanınca, bu talebin karşılanması gündeme geldi ve Başbakan Erdoğan, Afrika gezisi sırasında Öcalan’a televizyon verilmesi için talimat verdiğini açıkladı.

TRT KANALLARI VE BAZI ULUSAL KANALLAR VAR

Bu gelişmeler üzerine cezaevi kantini tarafından alındığı öğrenilen küçük ekran LCD televizyon, görevli teknisyen tarafından dün Abdullah Öcalan’ın kaldığı odaya monte edildi. Öcalan bu televizyondan TRT kanalları ile cezaevi idaresince belirlenen bazı ulusal kanalları seyredebilecek.

RADYOSU ALINDI

Televizyonun bedelinin, Abdullah Öcalan’ın avukatları tarafından cezaevi kantini hesabına yatırılacağı, televizyonun verilmesiyle de radyonun alındığı belirtildi.

İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde uzun süre tek başına kalan Abdullah Öcalan’ın yanına, 2009 yılının Kasım ayında gönderilen PKK hükümlüsü Şeyhmuz Poyraz, Bayram Kaymaz, Cumali Karasu ve Hasbi Aydemir ile TİKKO’lu Hakkı Alkan’a, aldıkları cezalarında ’ağırlaştırılmış’ hükmü olmadığı için daha önceden televizyon verilmişti.