Kategori arşivi: SİYASET

‘Millete hizmet yolunda’

Başbakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, her ayın sonunda yayınlanan ”Ulusa Sesleniş” konuşması, bundan böyle ”Millete Hizmet Yolunda” adıyla yayınlanacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ay boyunca yaptığı temasları anlattığı ve değerlendirmelerde bulunduğu konuşma, ayrıca görsel zenginlikle vatandaşlara ulaştırılacak. Başbakan Erdoğan’ın katıldığı açılışlar ve programların video görüntülerinin yanı sıra o ay içinde meydana gelen önemli gelişmelerin görüntüleri de daha geniş yer alacak.

Başbakan Erdoğan’ın yeni formatta çekilen ”Millete Hizmet Yolunda” programı, bu akşam televizyonlarda yayınlanacak.

‘Millete hizmet yolunda’

Başbakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, her ayın sonunda yayınlanan ”Ulusa Sesleniş” konuşması, bundan böyle ”Millete Hizmet Yolunda” adıyla yayınlanacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ay boyunca yaptığı temasları anlattığı ve değerlendirmelerde bulunduğu konuşma, ayrıca görsel zenginlikle vatandaşlara ulaştırılacak. Başbakan Erdoğan’ın katıldığı açılışlar ve programların video görüntülerinin yanı sıra o ay içinde meydana gelen önemli gelişmelerin görüntüleri de daha geniş yer alacak.

Başbakan Erdoğan’ın yeni formatta çekilen ”Millete Hizmet Yolunda” programı, bu akşam televizyonlarda yayınlanacak.

Yumruklar yine sıkıldı

Anadilde savunma hakkına ilişkin kanun tasarısının görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda tartışma çıktı. BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk birbirlerinin üzerine yürürken, MHP’li Seyfettin Yılmaz da AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın’ın üzerine yürüdü.

TBMM Genel Kurulu’nda anadilde savunma hakkı ve mahkumların eşler ile özel görüşmelerine imkan sağlayan ‘Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlandı.

“BU DAYATMAYI KABUL EDEMEYİZ”

Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Genel Kurul’da, AK Parti’nin anadilde savunma hakkını da kapsayan yasa tasarısının temel kanun olarak görüşülmesi önerisi ve usul tartışmalarının ardından tasarının görüşmelerine geçildi.

Görüşmelere geçilmesi ile birlikte yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bu tasarının Oslo görüşmelerinde varılan mutabakat ve terör örgütünün dayatması sonucu getirildiğini belirterek, bu dayatmayı asla kabul etmeyeceklerini söyledi.

‘ELİNİ İNDİR’ TARTIŞMASI

Ayağa kalkarak Vural’ın konuşmasına tepki gösteren BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık’a, Başkanvekili Sadık Yakut tepki gösterdi. Sakık, ‘Elini indir aşağı’ diye bağıran Yakut’a, “Sen indir’ diye cevap verdi.

Yakut’un “Size mi mahkum olacağız burada? Kimseye mahkum olmayız. Grup başkanvekillerinin konuşmasına niye tahammül edemiyorsunuz, grup başkanvekiliniz söz istedi de vermedik mi?” sözleri üzerine BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken söz alarak, Yakut’un tasarının görüşmelerine geçilmesine rağmen Vural’a söz vermesine tepki gösterdi.

‘VURAL PROPAGANDA YAPIYOR, BAŞKANVEKİLİ İZİN VERİYOR’ İDDİASI

Baluken, Vural’ın parti propagandası yaptığını belirterek, başkanvekilinin buna izin veren tarzının doğru olmadığını söyledi. Baluken, “Meclis çalışmasının bu şekilde engellenmesini doğru bulmuyoruz. Bu yasayı bekleyen milyonlarca insan var. Yasanın içeriğiyle ilgili siyasi partiler kendi düşüncelerini ifade ederler. Bir siyasi partinin siyasi propagandası için söz vermenizi doğru bulmuyoruz” dedi.

“TÜRKÇE’NİN BİLİNMEMESİ HALİNDE…”

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise, tasarı ile bir dilin değişmesinden söz edilmediğini belirterek, “Türkçe’nin bilinmemesi halinde kullanılan bir hak. Bu zaten var. Burada anadil kavramına açıklık getirmek istiyorum; örneğin yurt dışında yaşayan bir vatandaşımız Almanca kendini daha iyi ifade edebilirse ona savunma hakkını tanımak zorundasınız” diye konuştu.

Bu sırada MHP sıralarından ‘O zaten yasada var’ sesleri duyuldu. Aydın, tasarıda ne anayasaya ne de yasalara aykırı bir durum olmadığını belirterek, bu konuda topluma nifak sokulmaması gerektiğini söyledi. Bu sırada MHP’li milletvekilleri, Aydın’a “Nifak sensin” diye bağırdı.

BİRBİRLERİNİN ÜZERİNE YÜRÜDÜLER

MHP Grup Başkanvekili’nin kürsüye gelmesi sırasında BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk arasında tartışma çıktı.

Baluken ve Öztürk’ün birbirinin üzerine yürümesi üzerine Başkanvekili Sadık Yakut oturuma ara verdi. Ancak tartışma verilen arada da devam etti. MHP ve BDP’lileri diğer milletvekilleri ayırmaya çalıştı. MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da, “Nifak sensin” diye bağırarak AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın’ın üzerine yürüdü.

Daha sonra kürsüye gelen Aydın, “Ben nifak sokuyorsunuz demedim, nifak sokulmaması gerektiğini söyledim. Biz milli birlik ve kardeşlik diyoruz. Zaten var olan bir şey diyorsunuz ama biz var olan bir sıkıntıyı ortadan kaldırmak için birileri istedi diye değil, genel geçer bir ifade getiriyoruz” dedi.

Evren bile bunu yapmadı!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, avukatlara yönelik olarak düzenlenen operasyona tepki gösterdi. Ses çıkarmayan üniversite hocalarına kızan Kılıçdaroğlu, “Öğrencilerinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz” dedi. Kılıçdaroğlu HSYK’ya ise böyle seslendi: “Yeriniz çukurda

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu.

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Almanya’da vatandaş ‘Berlin’de yargıçlar var’ diyebiliyor. ‘Türkiye’de yargıçlar var’ diyebiliyor muyuz? O hakim ve savcılar orada oturdukları sürece bu ülkeye adalet gelmez. Çözemedikleri bir şey vardı; avukatlar. Şimdi ne yaptılar avukatlara operasyon yaptılar. Avukatların sabah evlerini basıyorlar. Türkiye’de hukuk yok ki… ‘Orada savcı olmasın, ben basar alırım’. Nasıl olsa polis devleti…

Özgürlük isteyen, adalet isteyen her yurttaşın mutlaka bu olaylar karşısında duyarlı olması gerekiyor. Tepki vermek zorundayız. Üniversitelerden ses çıktı mı? Hukuk fakültesinde o ders veren hocalar o öğrencilerin yüzüne nasıl bakıyorlar? Hukuku nasıl anlatıyorlar? Yasa çıkarıyorsun, orada savcı olacak. Onlar senden daha yurtseverdir Sayın Recep Tayyip Erdoğan, unutma bunu! Ava çıkmışlar mübarekler. Böyle demokrasi mi olur? ‘İçeride gazeteciler var’ demişim, ‘Gazeteciler tutuklu değil mi diyeyim.

Kenan Evren bile bunu yapmadı. Askeri dönemde bile olmadı. İlk kez yargı ayaklar altına alınmıştır. İşine gelince böyle, Deniz Feneri’nde böyle mi? Kendilerine yüksek diyen HSYK’ya söylüyorum, adalet olarak yeriniz maalesef çukurda. Çiçekleri ne kadar koparırsanız koparın baharın gelişini engelleyemeyeceksiniz.

Avukatları savunmaya gelen avukatlara biber gazı, cop… Bir avukat hastaneye kaldırılıyor. Nasıl oluyor bu? Biz savaş meydanlarında kurulan bir partiyiz. Direnişin, umudun adıdır CHP.

Atama bekleyen öğretmene ‘O oy senin olsun’ diyor. Kibre bakın. ‘Kibir şeytanda var’ diyor, o zaman dön kendine bak.

Biz birilerinin Ortadoğu’nun taşeronluğunu yapan parti değiliz. Bizim politikamız bu ülkenin çıkarlarına endekslenmiştir.

‘Ulusalcı mı, demokrat mısınız?’ diye soruyor. Bizim 6 okumuzdan biri milliyetçilik, yani ulusalcılık. Elbette ki ulusalcıyız. Ama bu kafatasçılık demek değildir. Bu ülkedeki herkesi kucaklıyoruz, ulusalcılık budur. Ulusalcıyız ama aynı zamanda sosyal demokratız. Sen hangi ülkenin taşeronluğunu yapıyorsun.

‘Kurtuluş Savaşı’nda etkin temizlik yaptık’ diye bir düşünce asla ve asla kabul edilmez.”

 

Yukarı doğru kayabiliyor musunuz

Bakan Şahin, Uludağ’da kayak eğitimi alan çocuklarla şakalaştı. Şahin çocuklara, ‘Siz yukarı doğru kayabiliyor musunuz’ diye sordu.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Uludağ’da kış ve doğa sporlarında kaza, yaralanma ve kaybolma olayları ile ilgilli Arama-Kurtarma Faaliyetleri Değerlendirme, Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısına katıldı. Şahin, daha sonra Jandarma Arama Kurtarma Timlerinin köpeklerle karın altında yaptığı tatbikatı, bulunduğu otelin penceresinden tatbikatı izledi.

5 İLİN VALİSİ KATILDI

Düzenlenen toplantıya Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ile kış sporlarının yapıldığı 5 ilin valisi katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Şahin, Uludağ’ın Bursa’nın ‘alameti farikası, doğanın hediyesi ve Allah’ın mucizevi bir armağanı olduğunu’ söyledi.

ARAMA KURTARMA UZMANLIK İSTER

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, arama kurtarma faaliyetlerinin her şeyden önce uzmanlık isteyen bir iş olduğunu belirterek, “Korkmayalım; kaybolduğumuz zaman polis gelir sizi, bizi bulur. Tabii ki verdiğiniz adreste bekleyelim. Ayrılırsak işler çok sarpa girer, sarpa sarar. Bunu yapmamaya dikkat edelim” dedi.Şahin, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Uludağ’daki bir otelde düzenlenen “Kış ve Doğa Sporlarında Kaza, Yaralanma ve Kurtarma Olaylarıyla İlgili; Arama-Kurtarma Faaliyetleri Değerlendirme, Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı”na katıldı.

HERKESE KAZASIZ KAYIPSIZ KIŞ SPORU DİLİYORUM

Geçen yıl ülke genelinde jandarma arama kurtarma taburunun timleri tarafından yapılan arama kurtarma faaliyetlerinde 70 kazazedenin kurtarıldığını dile getiren İçişleri Bakanı Şahin, bu çalışmalarda görev alanları kutladı. Şahin sözlerine şöyle devam etti: “Siz siz olun, biz biz olalım hep dikkatli olalım. Sporumuzu yapalım, turizm hareketlerine katılalım. Ülkemizi, dağlarını ovalarını yaylalarını turizm cenneti köşelerini hep gezelim, tarihi yerlerimizi tanıyalım, bilelim ve bu ülkeden, havasından, suyundan yararlandığımız gibi kokusundan, kültüründen de yararlanalım. Sevdiğimiz, ükemizi koruduğumuz gibi, kendimizi korumamıza da ihtiyacımız var. Kendimize dikkat edelim, koruyalım. Kış sporlarından yaralanmamaya dikkat edelim. Günün birinde bir kazaya maruz kalırsak, kayıp, kaybolma gerçeği ile yüzleşirsek korkmayın, korkmayalım. Yapacağımız iş çok kolay. İmkanımız varsa önce 1, sonra 5′i, sonra 6′yı tuşlayalım. Eğer bir sıkıntı olursa 1′i, sonrası 5′i sonra 5′i tuşlayalım. Birinden biri mutlaka bize, size cevap verecektir. Bir tok ve güven veren bir ses size ‘alo jandarma’, ‘alo polis’ diyecektir. Ondan sonra diyeceklerine de can kulağıyla dikkat edelim ve uyalım. Korkmayalım, kaybolduğumuz zaman polis gelir, sizi bizi bulur. Ta ki verdiğiniz adreste bekleyelim. Ayrılırsak işler çok sarpa girer, sarpa sarar. Bunu yapmamaya dikkat edelim. Herkese kazasız, kayıpsız bir kayma, kış sporu diliyorum.”

BİR YILDA 1530 OLAYA MÜDAHALE EDİLDİ

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ise “Halkın güvenini ve desteğini kazanan ve halkla sürekli iletişim içinde olan Jandarma Genel Komutanlığımızın geniş bir faaliyet alanımız bulunuyor. 2012 yılında jandarma arama kurtarma timleri tarafından bin 530 olaya müdahale edilmiştir. Bu olaylarda 20′si turist olmak üzere bin 635 kişi kurtarılmış. Maalesef 9 kişi ise hayatını kaybetmiştir” dedi.

TATBİKATI PENCEREDEN İZLEDİ

Bakan Şahin toplantını ardından jandarma arama kurtarma timleri tarafından karda yapılan tatbikatı otel penceresinden izledikten sonra kayak pistine çıkarak, burada kayak eğitimi alan çocuklarla şakalaştı, sohbet etti.

BAKAN ESPRİ YAPTI

Çocuklara “Siz yukarı doğru kayabiliyor musunuz” diyerek espri yapan Bakan Şahin, “Karda yürümek çok önemli. Bazıları karda yürüyür izini belli etmiyor. Ama bizim izimiz karda da kışta da her zaman açık” dedi.Bakan Şahin daha sonra açılış törenine katılmak üzere karayolu ile Bursa’ya geldi.

Yılanı kucağınızda besliyorsunuz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Paris’te 3 PKK’lı kadının infaz edilmesine benzer bir suikastin Almanya’da da yaşanabileceği uyarısında bulundu. PKK konusunda Avrupa ülkelerini eleştiren Şahin, “Yılanı kucağınızda besliyorsunuz” dedi. 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Paris’te PKK’lı 3 kadının öldürülmesinin silahların bırakılması sürecini sabote etmek için yapıldığını savunarak, “Önümüzdeki günlerde korkarım Almanya’da buna benzer bir takım olaylarla karşılaşılabilir” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, partisinin Karabük Öğretmen Evi’nde düzenlediği Merkez İlçe Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı.

AB ülkelerini, PKK terör örgütünü ve onların mensuplarını korumakla suçlayan Mehmet Ali Şahin, “Bir gün bu örgüt sizinde başınıza bela olacak dedik ve olmaya başladı. ‘Yılanı kucağınızda besliyorsunuz, tutuyorsunuz’ dedik ciddiye almadılar. Kaç kez uluslararası kurallar gereği onların Türkiye’ye iadesi ile ilgili yazılar yazıldı. Hiç birine cevap vermediler, hiçbirini iade etmediler. Ama şimdi başlarına neler geldiğini onlarda yavaş yavaş görmeye başladılar. Önümüzdeki günlerde korkarım Almanya’da buna benzer bir takım olaylarla karşılaşabilir” dedi.

Türkiye’nin 30 yılı aşkın bir süredir terörle mücadele ettiğini hatırlatan Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: “Güvenlik tedbirleriyle askerlerimizle, polislerimizle mücadele ederek terörün sonunun getirilemediği görülmüştür. Sadece güvenlik tedbirleriyle bu belanın üstesinden gelemeyeceğimiz görülmüştür. Sadece Türkiye’nin değil, başka ülkelerin de bu tür sorunları oldu. İrlanda, İspanya onlar da yıllarca güvenlik tedbirleriyle bu terörü bitirmek için uğraş verdiler. Ama daha sonra görüşmeler yoluyla bu sorunu çözmeyi de denediler. İrlanda ve İspanya’da bu terör büyük ölçüde bu şekilde bitti. Şimdi Türkiye’de sonucu silahların bırakılmasına kadar varacak olan bir süreç başladı. Amaç silahların bırakılması. Bu sürecin kamuoyunda büyük bir memnuniyet doğurduğu görülüyor.”

Atanamayan öğretmene fırça

Erdoğan, ”Bu ülkede dayanışmanın sigortasıyız. Kürt sorunu diye birşey tanımıyorum” dedi. Suriye’deki rejimi eleştiren Erdoğan, ”Fetih Suriye halkı için yakındır” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Beşler Grub’a ait nişasta ve yem fabrikasının açılışında, bu tür açılışları gördükçe gururlandıklarını, istihdam kapıları açıldıkça heyecanlarının da arttığını söyledi.

Erdoğan, milletin temsilcileri olduklarını belirterek, şöyle devam etti:

”Biz bu bu ülkede birliğin, beraberliğin dayanışmanın sigortasıyız. Böyle bu yola çıktık. Spekülasyonlara prim vermedik. Bundan sonrada vermeyeceğiz. Bu ülkede ulusalcı geçinenler önümüzü kesmeye çalıştılar, kesemediler, kesemeyecekler. Ulusalcıların uzantısı olmaya aday olanlar bizden bir şey beklemesin, bulamayacaklar. Bunu da özellikle söylüyorum. Biz milletin temsilcisiyiz. Bizim rotamızı siz çizdiniz, bu yolda da yürümeye devam edeceğiz.”

Oy senin olsun

Bu arada, açılış töreninde bir kişinin ”Şubat’ta atama yoksa oy da yok” sözüne karşılık, Başbakan Erdoğan, ”Kusura bakmayın, bir şey söylediysek, ne söylediysek o olur, başkası olmaz. Sağ ol, o oy senin olsun. Biz öyle spekülasyonlara girmeyiz. Al onu kendine sakla. Tamam kendine sakla. Sen vermen gereken yere ver. Bize kimin oy vereceği belli, bak burada görüyorsun. Sen kendine sakla” diye konuştu.

Fetih Suriye halkı için yakın
Erdoğan, daha sonra Nizip’te Cumhuriyet Meydanı’nda Başbakanlık otobüsünün üzerinden vatandaşlara hitap etti. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Suriye halkı bir zulme karşı direniyor, Suriye halkı haklarını elinden alan bir diktatöre karşı haklarını geri alma mücadelesini veriyor. Suriye halkı insanca yaşamanın, barışı her yerde, her şartta yaşamanın özlemi içerisinde. Bu özlemi duyanlara terörist muamelesi yapmak, onları terörist olarak görmek hiçbir izahı olmayan yaklaşım tarzıdır.

Bunun için bu rejim lanetlenesi bir rejimdir. Merak etmeyin, zulm ile abad olunmaz. Fetih Suriye halkı için yakındır, ben bunu görüyorum. Hiçbir zaman zalimler o koltuklarda ilelebet kalamadılar. Bu, babasını geçti. Babası Hama’da, Humus’ta zulmetti, 30 bin insanını, Müslümanı öldürdü. Bu ise şu an itibarıyla 60 bin Suriyeli kardeşimizi öldürdü; çocuk, kadın, yaşlı acımaksızın. Mültecilerin sayısı şu anda 600 bini aştı. Bununla ayakta durması mümkün mü? Gidecektir; bunu görüyorum ve Allah’ın yardımı yakındır. Hiç endişe etmeyin.”

Kürtçülüğü reddediyorum

Başbakan Erdoğan, ”Tutturmuşlar bir şey; ‘Kürt sorunu’. Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum” diyerek şöyle devam etti:
”Kürt kardeşimin sorununa evet, Kürtçülüğe hayır. Kürt kardeşimi seviyorum ama Kürtçülüğü reddediyorum. Çünkü biz ret politikalarına ‘hayır’ dedik, inkar politikalarına ‘hayır’ dedik, asimilasyona ‘hayır’ dedik, tüm yaradılanları yaradandan ötürü sevdik. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında toplandık, yola böyle devam edeceğiz. 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında bayrağımıza alternatif üretmek isteyenler, karşılarında AK Parti iktidarını bulurlar”

İslahiye’ye selam gönderdi

Suriyeli kardeşlerini Nizipli kardeşlerine emanet ettiğini de ifade eden Erdoğan, İslahiye’ye yoğun sis nedeniyle gidemediğini, buradaki programı Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in gerçekleştirdiğini aktardı. Erdoğan, Nizip’ten İslahiye’ye de selam gönderdi ve bir sonraki Gaziantep ziyaretinde buraya da gideceğini söyledi.  

3 belediye başkanı istifa etti

Karaman’da MHP’li 2′si belde 1′i ilçe olmak üzere 3 belediye başkanı partisinden istifa etti.

Karaman merkeze bağlı Akçaşehir Belde Belediye Başkanı Şaban Atçeken, Kazımkarabekir İlçe Belediye Başkanı Muhammer Sarı ve Ermenek İlçesi’ne bağlı Güneyyurt Belde Belediye Başkanı Celil Yağız, bugün öğretmen evinde ortak bir basın toplantısı düzenledi. 

MHP’li 3 belediye başkanı adına konuşan Muhammer Sarı, partilerinden istifa ettiklerini belirterek, “Gördüğümüz lüzum gereği partimizden istifa ettik. Partimizden her hangi bir tehdit alıp ya da başka bir şey sonucu istifa etmiş değiliz. İstifa nedenimizin ayrıntılarını ilerleyen günlerde açıklayacağız.” dedi.

Gazetecilerin “3 başkanın da AK Partiye geçeceği yönünde iddialar var” şeklinde sorusu üzerine Sarı, “Öyle bir gelişme olursa, onu da sizlerle paylaşırız.” dedi.

Kazımkarabekir Belediye Başkanı Sarı’nın 2, Akçaşehir Belediye Başkanı Atçeken ve Güneyyurt Belediye Başkanı Yağız’ın 1′er dönem belediye başkanlığı yaptığı belirtildi.

 

İdrak yolu enfeksiyonu geçiriyor!

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a “Dağa çıkıp çıkmama konusunda bir türlü karar veremeyen şahsiyetin idrak yolları enfeksiyonu geçirdiğini düşünüyorum” diye yanıt verdi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın son Bakanlar Kurulu toplantısından sonra MHP’ye hakaret eden açıklamalar yaptığını savundu.

Arınç’ın, MHP’nin ruh haliyle ilgili endişesini ifade ettiğini dile getiren Vural, ”Elhamdülillah bedenen de ruhen de aklen de fikren de sağlığımız, imanımız tam” diye konuştu.

MHP’nin dün neye inandıysa bugün de aynı şeylere inandığını ve söylediğini anlatan Vural, çizgilerinde kırılma ve sapma olmadığını söyledi. Vural, ”Biz, birileri gibi fikir ve siyaset namusunu bir yerlerde bırakanlardan, şeref ve haysiyet meselesini siyaset malzemesi yapmak suretiyle kendi kendini tekzip edenlerden hiç olmadık” şeklinde konuştu. 

Arınç’ın geçmişte dile getirdiği düşüncelerinden daha sonra geri adım atmak durumunda kaldığını belirten Vural, ”Destek alması gereken kim? Ölen teröristleri masum olarak nitelendiren, terörist başını kader kurbanı olarak gören, Allah, vatan, millet, bayrak için canını fedan eden şehitlerimize gözyaşı akıtmak yerine, PKK’lı teröristlere gözyaşı dökülmesini söyleyen terörist sevici birisi sizce hangi ruh halini taşıyordur ” diye sordu.

Milletin oy verdiği kişilerin milli ve muhafazakar değerleri nasıl yozlaştırdığının ortada olduğunu savunan Vural, Başbakan Yardımcısı Arınç ile ilgili şunları söyledi:

”Bu zikzaklarını, baş dönmesine bağlıyorum. Anlaşılıyor ki hekimini değiştirmesi gerekiyor. Bütün bu ifadeleri kullanan, dağa çıkıp çıkmama konusunda bir türlü karar veremeyen şahsiyetin idrak yolları enfeksiyonu geçirdiğini düşünüyorum. Üçüncü dönemi bitiyor diye umutsuz siyaset adamından umutsuz ev adamı moduna giren Sayın Arınç, Manisa’ya sadece mesir macunu şölenlerine gitmesin. Manisa’da çok tecrübeli ve uzman bir yerden destek almasını tavsiye ediyorum. Ama her şeyden önce Cenab-ı Hak’tan kendisine idrak nasip etmesini diliyorum.”

Tepki çeken vekil konuştu!

Fransa’da öldürülen 3 PKK’lıdan Sakine Cansız’ın ailesine taziye ziyaretinde bulunduğu için eleştirilen CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, “Ziyareti insani duygularla sade bir vatandaş olarak yaptım. Oraya Dersimli Hüseyin Aygün olarak gittim” dedi.  

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Fransa’nın başkenti Paris’te öldürülen üç PKK’lı arasında bulunan Sakine Cansız’ın ailesine taziye ziyaretinde bulunmuştu. 

Çin’de bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hüseyin Aygün’ü “Herkes sorumluluğunu bilmeli” diye uyarmıştı.

Başbakan Recep Erdoğan da partisinin Grup Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Bakıyorsunuz dağda misafiri olan milletvekili ama yandaş medyaları ofluyorlar, kofluyorlar, abartıyorlar, neler neler düzenliyorlar. İşte buyurun şimdi de pervasızca teröristin evine taziyeye gidiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Sessizliğini bozan CHP’li Hüseyin Aygün, ziyaretiyle ilgili eleştirilere yanıt verdi.

Aygün, “Ziyareti tamamen insani duygularla sade bir vatandaş olarak yaptım. CHP’li Hüseyin Aygün olarak değil, Dersimli Hüseyin Aygün olarak gittim” dedi.

Erdoğan’a bakın ne sordu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nın ardından 8 yaşındaki Hale Tuana Hançerkıran ile okul projesi için röportaj yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Turhan Fevzioğlu İlköğretim Okulu 2. Sınıf öğrencisi 8 yaşındaki Hali Tuana Hançerkıran ile partisinin grup toplantısının ardından Meclis’teki makam odasında bir süre görüştü ve küçük kızın okul projesi için hazırladığı soruları yanıtladı. 

Sabah saatlerinde Meclis’e babası ile gelen Tuana, AK Parti Grup Toplantısı öncesinde kuliste gördüğü Başbakan Erdoğan ile kısa bir süre sohbet etti.

Erdoğan, burada ”Benim de senin kadar torunum var. Sen benim adımı biliyor musun?” diye sordu. Başbakan Erdoğan’ın kulağına ismini söyleyen Tuana, burada okul projesi için kendisiyle röportaj yapmak istediğini belirtti.

Erdoğan da grup toplantısının ardından odasında röportaj yapabileceğini söyledi.

Tuana, bu kısa görüşmenin ardından Başbakan Erdoğan’ın, AK Parti Grup Toplantısı’ndaki konuşmasını kürsünün arkasından dinledi. Konuşma sırasında Tuana’nın ara ara Başbakan Erdoğan’ı alkışladığı ve kendisine hediye edilen oyuncak bebekle oynadığı görüldü.

Küçük Tuana’nın soruları

Grup toplantısının ardından Tuana ve babasını Meclis’teki makam odasında ağırlayan Başbakan Erdoğan, burada kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Başbakan Erdoğan’ın, küçük kızın ”Nasıl enerjik kalabiliyorsunuz?” sorusunu ”Benim kötü alışkanlıklarım yok. Ben alkol almam, sigara içmem” şeklinde yanıtladığı öğrenildi.

Çocuklarına nasıl vakit ayırdığını sorusuna da Erdoğan, çocuklarının artık yetişkin olduğunu, 3 çocuğunun evli, 2 erkek, 1 de kız torunu olduğunu söyledi.

Tuana’nın ”Başbakanlık nasıl bir duygu?” sorusuna Başbakan Erdoğan şu yanıtı verdi:

”Sorumluluğu büyük bir o kadar da önemli bir görev. Vatana millete hizmet etme fırsatı veriyor.” 

Su testisi su yolunda kırılır

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Paris’te 3 Pkk’lı kadının öldürülmesiyle ilgili olarak, “Darısı Kandil’de terör örgütünü yönetenlerin başına” değerlendirmesini yaptı.

MHP’nin Kızılcahamam Kampı’na katılan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Paris’te işlenen cinayetlerle ilgili olarak da Vural, “Bunun nasıl olduğu, ne bittiği, neden olduğu konusu ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Ben açıkçası bu konularla ilgili, bu meselenin siyasi boyutları ve diğer boyutları ile değerlendirmenin olayın arkasındakileri görmekle mümkün olacağını düşünüyorum. Su testisi su yolunda kırılır. Bir uyuşturucu, bir kanlı terör örgütünün yöneticilerinin etkisiz olmasından, Türk milletine kan kusturmasından kimse üzüntü duymamalıdır. Türk milletine kan kusturan, Kandil’de terör örgütünü yöneten, Türk milletine dayatma yapanların da darısı başına. Türk devleti kudretli bir devlettir. Devletimizin terörle mücadele konusunda etkili olması gerekiyor. Bunda üzülecek bir taraf olmadığını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Terör örgütü ile görüşmenin Türk milletine hakaret olduğunu savunan Vural, “Bir terör örgütünü muhatap almak kadar zül bir şey olabilir mi? Millet egemenliği yerine silah egemenliği dayatanlarla müzakere etmek Türk milletine hakarettir, şeref ve haysiyeti ile oynamak demektir. Kürt kökenli kardeşlerimizi Türk milletinden kopartmak, Türk milli kimliğinden kopartarak bu milletin tarihi ile, geçmişi ile, şeref ve haysiyeti ile oynamak demektir. MHP olarak terörün bitirilmesinden yanayız, ama Türkiye bitmesin istiyoruz. Türk milleti ayrışmasın. Demokrasi güçlensin, silahın dayattığı konular meşrulaştırılmasın. Bu konuda son sözü MHP söyleyecektir” ifadelerini kullandı.

‘Acı’ haberle sarsıldı!

Karamanlı’da meydana gelen trafik kazasında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un kayınbiraderi Muhittin Cantürk hayatını kaybetti.

Burdur’dan Gölhisar’a gitmekte olan Muhittin Cantürk (64) idaresindeki 34 GY 0025 plakalı otomobil, Bademli köyü yakınlarında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu su kanalına devrildi.

Olay yerinde hayatını kaybeden Cantürk’ün cesedi, Karamanlı Belediyesi itfaiye ekipleri ile İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekiplerinin çalışması sonucu sıkıştığı yerden çıkarılarak Tefenni İlçe Hastanesi morguna kaldırıldı.

Burdur Valisi Nurettin Yılmaz ve İl Emniyet Müdürü Abdülkerim Polat da olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.

Çözüm yakın değil!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Ben (terör) sorunun çözümüne yönelik, hükümetin kafasında oluşmuş net bir stratejinin olduğuna inanmıyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu, Çin’e giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Paris’te 3 kadının öldürülmesi olayının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, olayı dikkatle izlediklerini belirterek, ”Sonuçta olayın aydınlığa kavuşturulmasını hep beraber bekliyoruz. Bu konuda asıl görev Fransız hükümetine düşmektedir. Olayın olduğu yer Fransız istihbaratının, polisinin sürekli gözetim altında tuttuğu bir yer olduğu biliniyor. O nedenle önümüzdeki süreçte bu olayın aydınlığa kavuşacağına inanıyorum” dedi.

”Süreci etkiler mi?” sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, ”Önce olayın gerekçelerini bilmek gerekiyor. Bir infaz olduğu belli ama hangi gerekçe ile yapıldı bunun ortaya çıkması gerek. Süreç kendi içinde gelişmeli, bir yerde bir cinayet oldu, infaz oldu. Dolayısıyla süreç aksadı diye bakmak doğru değil. Süreç kendi içinde, eğer hükümetin böyle bir kararlılığı varsa, kendi içinde yürümeli” diye konuştu.

”Sizin kredi açıklamanızdan sonra Başbakan’ın bir çıkışı oldu. Aranızda terminolojik bir polemik çıktı” denmesi üzerine ise Kılıçdaroğlu, ”Benim yaptığım açıklamadan sonra, Sayın Başbakan’ın tavrı doğrusunu isterseniz bende de şaşkınlık yarattı. Türkiye’nin en temel sorununu çözme konusunda, anamuhalefet partisinin olaya olumlu yaklaşımına olumsuz tepki vermek, aslında sorunu çözmemek gibi bir iradeyi dolaylı yoldan ortaya koymak anlamına geliyor. Ben öyle yorumluyorum. O nedenle süreci büyük bir dikkatle takip edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Her toplumun yaşadığı sorunlardan kurtulması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

”Bu sorunlar bazen dar bir alanı, bazen ülkenin genelini ilgilendiriyor. Ama sorun kronikleştikçe yayıldığı alan ülke sınırlarını aşabiliyor. 30 yıldır bir sorun çözülemiyorsa bu sorunun çözümü konusunda, herkesin sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. CHP olarak biz bu sorumluluğun bilincinde hareket ediyoruz.

Sorunun çözülmesine katkı vermek istiyoruz, eğer çözülecekse ‘niye çözüyorsunuz?’ diye tepki göstermenin hiç bir anlamı yok. Kendi insanınızı seviyorsanız, bu ülkede herkesin barış, huzur içinde yaşamasını istersiniz. Bizim beklentimiz ve talebimiz bu. ‘Biz bu ülkeye barışı getireceğiz’ derlerse biz bundan mutluluk duyarız.”

”Hüseyin Çelik, somut gelişme olmadan CHP’ye bilgi verilmeyeceğini söyledi” denmesi üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

”Bilgi verip, vermemek onların takdirinde olan bir şey. Biz illa ‘gelin bize bilgi verin’ diye bir talebimizde yok zaten. Söylemimiz şu, ‘Eğer siz bu sorunun çözümü için CHP’den katkı bekliyorsanız, gelişmeleri sağlıklı işleyen demokrasilerde anamuhalefet partilerine bilgi verilir, sizde gelin bilgi verin’.

Dolayısıyla o gelişmelerden bizim de bilgimiz olsun. Bize bilgi vermeleri şart değil, parlamentoya da verebilirler. Biz oradan da bilgileniriz. Bütün mesele şu, siz sorunun çözümünde, gerçekten de bir toplumsal uzlaşma arıyor musunuz, aramıyor musunuz? Benim gördüğüm, bizim çıkışımıza karşılık, hükümetin bir toplumsal uzlaşma aramadığı, böyle bir niyetinin olmadığı şeklinde.

Çok farklı tepkiler geldi. Sayın Başbakan’ın tepkisi ile AKP’deki diğer sözcüler arasında da çok fark var. Ben sorunun çözümüne yönelik, hükümetin kafasında oluşmuş net bir stratejinin olduğuna inanmıyorum. Eğer öyle bir strateji olsaydı, bu herhalde bir şekliyle daha net ortaya konurdu.”

”Süreçten umutlu musunuz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ”Bu sorunu çözeceğiz herhalde bir gün” yanıtını verdi.

”2013 olabilir mi?” denilmesi üzerine ise Kılıçdaroğlu, ”Yakın olduğuna ihtimal vermiyorum. Nedeni de hükümetin elinde bu konuda bir strateji yok” dedi.

Kılıçdaroğlu, ”Selahattin Demirtaş, sizin çıkışınızı çok cesur bulduğunu söyledi. ‘Görüşme trafiği CHP’ye de açık olmalı’ demişti. Bu yönde talep gelirse nasıl karşılarsınız” sorusuna, ”Biz o sürecin içinde olmak istemeyiz. O süreç bizim dışımızda bir süreç, onu yapan hükümet” şeklinde yanıt verdi.

”Millete hesabını veremeyeceğin angajmana girmeyeceksin”

”CHP tam olarak neye kredi açıyor ve ne kadar?” sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

”Hükümet, ‘sorunu çözeceğim’ diyor. Eğer sorunu çözeceksen, biz bundan memnunluk duyarız. Bunu ifade ettik, hükümete kredi açarken de 4 koşul ileri sürdük. O koşullar, millete hesabını veremeyeceğin angajmana girmeyeceksin, samimi olacaksınız, kişisel beklentiler olmayacak ve anamuhalefet partisine veya parlamentoya bilgi vereceksiniz.

Bunları söyledik, bunları yaptığı takdirde, elbette ki o görüşmelerden bizim anlayışımıza uygun bir çözüm yakalanmışsa ona destek vereceğiz, odur. Ama boyutları belli olmayan görüşmelerin, içeriği belli olmayan bir konuda bizim kalkıp da yüzde 100 her konuda size destek vereceğiz, dememiz doğru değil.”

Angajmandan neyi kastettiğinin sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, halkın duyarlılığını kastettiğini bildirdi.

”Aziz Nesin olsa ona çok güzel bir yanıt verirdi”

”Başbakan’ın Fransa Cumhurbaşkanı’na bir çağrısı oldu, ‘teröristle ne görüşüyorsun açıkla’ diye bunu nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, ”Valla Aziz Nesin olsa ona çok güzel bir yanıt verirdi. Kalkıyorsunuz, ‘niye onunla konuştun’ diyorsunuz. E sormaz mı yarın o ‘sen kiminle konuşuyorsun’ diye sormayacık mı? Ağzınızdan çıkanı, eyleminizin ne olduğunu düşünerek konuşacaksınız. Bir eylemde bulunmuşsunuz, görüşmeler sürdürüyorsunuz, öbür tarafa diyorsunuz ki ‘niye görüşüyorsunuz’. ‘E sen niye görüşüyorsun’ diye sorarsa, ne yanıt verecek Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Komedi yani” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine yaptığı açıklamalara yönelik partide farklı sesler olmadığını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, ”Bu olayın 30 yıldır silahla çözülmediğini herkes biliyor, kabul ediyor. O zaman bizim sorunun çözümüne yönelik farklı düşünceler oluşturmamız, yol haritaları belirlememiz gerekiyor. Biz bu yüzden toplumsal uzlaşmadan bahsediyoruz” diye konuştu.

”Ahmet Türk, görüşmeden sonra, Öcalan’ın talepleri olarak bazı formüller açıkladı. Bunlardan bir tanesi barış konseyi kurulması, sonra hakikatleri araştırma komisyonundan söz etti. Bu öneriler sizin gündeme getirdiğiniz önerilerle örtüşür görünüyor. Bu örtüşme nasıl bir sonuç yaratır” sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, ”Bizim görüşümüz, sorunun çözümünde zeminin parlamento olduğudur. Dolayısıyla bu görüşü kim paylaşırsa seviniriz. Bizim sorunun çözümünde bir yol haritamız var, ona uygun bir strateji belirlememiz gerekiyor. O önerimizi daha önce Sayın Başbakan’a götürdük, ifade ettik, kamuoyuyla paylaştık. Ama hayata geçme olanağı olmadı” dedi.

Kılıçdaroğlu, toplumsal uzlaşmanın, oy çokluğu ile bir sorunun çözülmesi demek olmadığını ifade ederek, ”Sizden 3 kişi, bizden 3 kişi. Geldik yan yana neyi çözeceğiz. Ben merak ediyorum, neyi konuşacaklar? Toplumsal uzlaşma bu sorunun çözümünde kilit sözcüktür” değerlendirmesinde bulundu.

”Bundan İmralı sürecine desteğinizi devam ettirmiyor musunuz, diye anlamak mı lazım?” denmesi üzerine Kılıçdaroğlu, ”Çözümün ne olduğunu bilmiyoruz ki” yanıtını verdi.

”Bir temas başladı en azından” denmesi üzerine ise Kılıçdaroğlu, ”O temas yeni başlamadı ki. Bana söyler misiniz bu temas kaç kez oldu. Kaç kez mektuplaşıldı, kaç görüşme yapıldı. Hepsi neyle sonuçlandı, fiyaskoyla” cevabını verdi.

”Zonguldak’taki maden kazası ve sonrasında yaşanılanların” hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, ”Normal demokrasilerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Enerji Bakanının koltuklarından ayrılması lazımdı. Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, en az 6 kez o patlamanın olduğu maden ocağında ‘burada uygun çalışma koşulları yoktur’ diye tutanak tutuldu. Her seferinde bakanın önüne kondu o tutanaklar ama ‘siz çalışmanıza devam edin’ dendi. İşçiler yaşamını yitirdi, hesabını kim verecek?” diye konuştu.

İzmir’de bekçilik yapan kardeşinin sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, ”Aman bu işi hiç sormayın, çalışıyor adamcağız emekli zaten” dedi. 

Arınç’tan karikatürlü gönderme

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP’nin 63 yıldır tek başına iktidara gelemediğini belirterek, ”Bizi Atatürk kurdu, devleti biz kurduk, cumhuriyeti biz getirdik demeleri bu sonuçların, bu başarısızlıkların üzerini örtmüyor. Sen parti değilsin bir defa. Atatürk’ün kurması, cumhuriyeti getirmesi, bunlar geçmişte yapılan başarılar, çok önemli şeyler ama sen bugün nesin- Neden 62-63 yıldan beri iktidarda olamıyorsun-” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı’nca genel merkezde düzenlenen ”Siyasi ve Hukuki İşler Başkanları Eğitim ve Değerlendirme Toplantısı”na katıldı. Arınç, AK Parti’nin 11 yılın içine üç milletvekili seçimi, iki mahalli seçim, iki referandum sığdıran ve hepsinde başarılı olan bir parti olduğunu söyledi.

Seçimlerdeki başarıların icraatlarının karşılığı olduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

”Çoğu zaman düşünmüşümdür bu başarının altında ne sır yatıyor? Neden hiçbir partiye nasip olmayan başarı 10 yılda bu partiye nasip oldu ve yine bundan sonra da nasip olacak gibi görünüyor. İnşallah Cenab-ı Hak imkan verirse, milletimiz desteğini devam ettirirse, güven duymaya devam ederse, biz de büyük yanlış yapmazsak, büyük hatalar işlemezsek, fitne ve fesat aramızda yeşermezse daha üç dönem değil, herhalde bir 13 dönem daha Türkiye’de AK Parti’nin iktidarını herkes görecek ve herkes yaşayacak.”

Karikatür örneği

AK Parti’nin başarısını ”Türkiye’nin siyasi hayatındaki muhteşem bir başarı” olarak nitelendiren, bununla ilgili araştırma yapılabileceğini, tezler hazırlanabileceğini dile getiren Arınç, şöyle devam etti:

”Ama çoğu zaman bu başarının öyküsünü bir karikatürle özetlemenin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Hiç unutmuyorum; o tarihlerde bir gazetede bir karikatür yayımlandı. Karikatürde şu var: Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan her zamanki haliyle boylu poslu, dirayetli, güçlü. Karşısında iki kişi var, başları önlerinde biraz süklüm püklüm duruyorlar. Başbakanımız da onlara ithafen diyor ki, ‘Söyleyin utanmayın, içinizden hanginiz bana oy verdi’. Başları önde olanlardan birisi Bahçeli, birisi Kılıçdaroğlu. Demek ki dört seçmenden İkisinin, altıdan üçünün, ondan beşinin oyunu almaya muktedir olan AK Parti sonunda karşısında gördüğü iki kişiden birine potansiyel seçmen gözüyle bakabilir.

Kurban olduğum Allah bu karikatürden sonra işin ne kadar gerçek olduğunu bir başka sözde de ortaya koydu. Günün birinde Kemal Kılıçdaroğlu’na bir televizyonda sordular, ‘İki adaydan birisi Abdullah Gül olsa oyunuzu neye verirsiniz?’ Büyük bir heyecanla ve boş bulunarak, ‘Tabii niçin olmasın’ dedi. Demek ki Kılıçdaroğlu, iki adaydan birisi Abdullah Gül olursa, yani AK Parti’nin kurucusu, ilk başbakanı ve AK Parti grubunun oylarıyla ve desteğiyle cumhurbaşkanı seçilen kişiye oy verebilecek bir noktaya geldi. Rabbim hidayet ederse ne kadar büyük, örneklerini görebiliyoruz.”

CHP’ye eleştiri

2002 seçimlerinde sadece AK Parti ve CHP’nin parlamentoya girdiğini, diğerlerinin halk tarafından reddedildiğini söyleyen Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

”CHP, 63 yıldır tek başına iktidara gelemedi. İktidara gelemediği gibi 1995′te yüzde yarım oyla barajı aştı, 1999′da da yüzde 8,5 ile barajın altında kaldı. Böyle bir partiyi anamuhalefet partisi olarak bugün görüyoruz. ‘Bizi Atatürk kurdu, devleti biz kurduk, cumhuriyeti biz getirdik’ demeleri bu sonuçların, bu başarısızlıkların üzerini örtmüyor. Sen parti değilsin bir defa. Atatürk’ün kurması, cumhuriyeti getirmesi, bunlar geçmişte yapılan başarılar, çok önemli şeyler ama sen bugün nesin- Neden 62-63 yıldan beri iktidarda olamıyorsun- Sadece Ecevit’in genel başkanlığı döneminde, 77 seçimlerinde yüzde 40 bandına gelmiştin, onun dışında yüzde 25′i bulsan ‘Yarabbi çok şükür’ diye dua ediyorsun. Yüzde 50′leri aşarken AK Parti, sen yüzde 25′lerde başarı sağladığını düşünüyorsun.

2009 seçimlerini hiç unutmuyorum, Baykal’ın en büyük güvencesi şuydu, ‘Her yeri kaybedebiliriz ama İzmir’i asla’. İzmir’i kazandı mı 80 ili kaybetse fark etmiyor. O sadece İzmir’e sığınabiliyordu. Biz hamdolsun, bütün seçimlerde, son seçime kadar sadece Tunceli’den milletvekili çıkaramıyorduk, onun dışında 80 ilden milletvekilimiz vardı. Son seçimde buna iki il daha eklenmiş oldu, malum sebeplerle. Ama bugün AK Parti, bütün Türkiye’de köyden kasabasına kadar tabelasıyla, üyesiyle, temsilcisiyle mevcut ve hamdolsun biz bu noktada çok başarılı bir siyasi partiyiz.”

‘Acı’ haberle sarsıldı!

Karamanlı’da meydana gelen trafik kazasında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un kayınbiraderi Muhittin Cantürk hayatını kaybetti.

Burdur’dan Gölhisar’a gitmekte olan Muhittin Cantürk (64) idaresindeki 34 GY 0025 plakalı otomobil, Bademli köyü yakınlarında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu su kanalına devrildi.

Olay yerinde hayatını kaybeden Cantürk’ün cesedi, Karamanlı Belediyesi itfaiye ekipleri ile İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekiplerinin çalışması sonucu sıkıştığı yerden çıkarılarak Tefenni İlçe Hastanesi morguna kaldırıldı.

Burdur Valisi Nurettin Yılmaz ve İl Emniyet Müdürü Abdülkerim Polat da olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.

3 PKK’lının infazı için ne dedi?

Başbakan Erdoğan, Paris’te 3 kadının öldürülmesiyle ilgili, ”Olayın önce aydınlanmasını beklemek lazım, hemen bir yorum içerisine girmek yanlış olur” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, baş başa görüşmenin ardından ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin Fransa’nın başkenti Paris’te, terör örgütü PKK’ya yakınlığıyla bilinen Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda 3 kadının öldürülmesi olayını anımsatarak, ”Bu 3 kişinin terörün sona erdirilmesine yönelik sürece katkı verdikleri, müzakerelere destek oldukları için örgüt içerisinde infaz edildikleri yönünde yorumlar var. Size gelen bilgiler ne yönde” sorusuna şöyle yanıt verdi:

”Olayın önce aydınlanması beklemek lazım, hemen bir yorumun içerisine girmek yanlış olur. Bu, bir iç hesaplaşma olabilir, bunun yanında şu anda teröre karşı bizim vermiş olduğumuz bir mücadele var, mesafe almak istiyoruz.

Bunu arzu etmeyenler de var, bunlar tarafından da böyle bir provokatif çaplı bir girişim de olabilir. Sabırlı olup aydınlanmasını beklemek lazım diye düşünüyorum. Biz, terörle mücadeleye yönelik iyi niyetli adımlarımızı atmaya devam edeceğiz, ta ki netice alıncaya kadar.”

”Devlet terörü estirmektedir Esad”

 Suriye’ye giden özel temsilcinin, Esad’ın geçici hükümet sürecinde yer alma ihtimalinin düşük olduğu yönündeki açıklamasını hatırlatarak, görüşünü sorması üzerine Erdoğan, ”Şu çok açık net ortada, artık Suriye halkının Beşşar Esad’a vermiş olduğu mühlet dolmuştur ve geçmiştir de” diye konuştu.

Erdoğan, şunları kaydetti:
”Ben Suriye halkının şu anda vermiş olduğu varlık mücadelesini bunun çok açık ispatı olarak görüyorum. Yokluk içinde böyle bir mücadeleyi verenler ve ülkemde şu anda misafir ettiğimiz sığınmacıların arasına gittiğimde de bunu çok açık net görüyorum.

 Düşünün 60 bin Suriyeliyi öldüren bir insanın Suriye’de hala ‘Ben burada cumhurbaşkanı olacağım’ deme hakkı olabilir mi? Dünyanın hangi demokratik sistemi böyle bir şeyi kabul edebilir. Bu mümkün değil. Şu anda bir devlet terörü estirmektedir Beşşar Esad. Bu imkanlar elinden kaybolduğu anda Beşşar Esad’ın Suriye’de kalacak yeri bile olmaz.” 

Erdoğan’dan PKK’ya çağrı!

Başbakan Erdoğan İmralı görüşmeleriyle ilgili ”Bu konuda herkes dikkatli olmalıdır. Çünkü bizim derdimiz bağcı dövmekten öte milletimizin huzurudur, mutluluğudur” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Yusuf ile yaptığı ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, ”Artık Afrika bir sömürü merkezi, bir sömürü bölgesi olarak görülmemelidir. Afrika’da bulunan emperyal güçler Afrika’dan aldıklarının karşılığının hakkıyla vermelidirler. Eğer bunu hakkıyla vermiyorlarsa tarih onun hesabını kendilerinden soracaktır” dedi.

Terör örgütüyle mücadelemiz sürecek

Başbakan Erdoğan, bölücü terör örgütünün provokasyonlarının yeni olmadığını belirterek, şunları söyledi:

”’Bu tür, barışa yönelik girişimlerde her zaman bölücü terör örgütü elinden gelen her tür olumsuz gayreti göstermiştir. Daha önce de söyledik, ‘Operasyonlar konusunda bölücü terör örgütüyle mücadelemiz sürecektir. Fakat siyasi uzantısıyla müzakereleri yapabiliriz’ dedik. Şu anda da aynı noktadayız. Bu konuyla ilgili samimiyetimiz son günlerde attığımız adımlardır.”

Erdoğan, terör örgütünün silah bırakması yönündeki girişimlere ilişkin soru üzerine ”Bizim buradaki tek ifademiz daha öncede söyledik biliyorsunuz. Bölücü terör örgütünün kadrolarının ülkeyi terk etmesidir. Nasıl? Silahı bırakmak suretiyle terk etmesidir” diye konuştu.

İmralı görüşmeleri

Başbakan Erdoğan, İmralı görüşmeleriyle ilgili soru üzerine ”Bu konuda herkes dikkatli olmalıdır. Çünkü bizim derdimiz bağcı dövmekten öte milletimizin huzurudur, mutluluğudur” dedi. 

Günay: Sansür talimatı vermedim – Siyaset Haber

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ‘ın Brad Pitt’in son filmi ‘Kiling Them Softly’ ile ilgili kullandığı “İğrenç bir film, ya 18 yaş üstü olsun ya da kaldırılsın.” ifadeleri geçen hafta manşetlerde yer aldı.

Günay, başta sanat çevrelerinden olmak üzere yoğun tepkilere neden olan bu sözlerine katıldığı NTV canlı yayınında açıklık getirdi.
Gülay Afşar’ın sunduğu ‘Bana Söz Ver’e konuk olan Günay, “Filmin kaldırılması konusunda talimat vermedim sadece, duygularımı söyledim” dedi.

Yasakçı zihniyete karşı olduğunun altını çizen Bakan Günay, şu ifadeleri kullandı:

“Sanatta büyük ölçüde özgürlükten yanayız. Zaten bu çağda, siz hangi yasağı koymaya kalkarsanız kalkın, o hayatın içinden delip geliyor.
Herkesin cep telefonu, herkesin iPad ‘i var. Bu devirde yasakçılık teknoloji karşısında mümkün değil. Siz dileğinizi söylersiniz.
Zaman zaman başımıza geliyor, ‘keşke bu gösterilmese diyoruz’ ama o gösteriliyor. Siz içinizdeki duyguyu söylüyorsunuz.
Belki politikacıların, o duyguları söylerken bile sade yurttaşlar kadar özgürlüğü yok, onu hissediyorum, zaman zaman. O duyguyu söylememiz bile bize fatura olarak dönebiliyor.
Şeker Portakalı, Fareler ve İnsanlar gibi kitaplarla; Nazım Hikmet, Yunus Emre, Necip Fazıl gibi isimlere bu çağda yasak olmaz zaten.
Ben sadece gördüğüm bir filmi beğenmemiştim. Onu çok kaba-saba bir ifade olarak görmüştüm. Filmin bir siyasi yönü var onu biliyorum. Bir düzen eleştirisi de var.
Ancak filmdeki dil çok kabaydı. Filmi izledikten sonra ‘keşke gösterilmese’ dedim. Avrupa’da bu film 18 yaş sınırı ile gösterilmiş. Bizim ülkemizde Değerlendirme Kurulu 15 yaş sınırı koymuş.
Biz neden Avrupa’nın daha altında yaş gruplarındaki çocukların görmesine izin vermişiz bilmiyorum.
Ben 18 yaş sınırı konsun dedim. Bir de ‘elimden gelse bu filmi kaldırırım’ dedim. Ama benim elimden gelmiyor. Çünkü sinemacılık özgür bir alan, ticari bir alan ve isteyen gösteriyor.
Ben sadece iç duygumu söyledim, kaldırılsın diye bir talimat vermedim.
Ben o görüşmede, kitapların şiirlerin özgürlüklerinden söz ettim. Yasakçı bir anlayış zaten benim karakterime uygun bir şey değil. Film beni çok rahatsız ettiği için iç duygularımı dile getirdim.
Birileri diyor ki ‘film ve yönetmeni şuralarda ödül aldı.’ Ama beni çok rahatsız ettiği için sadece ‘keşke görmeseydim’ dedim. O duygumu böyle ifade ettim.
Ben hayatım boyunca sistem eleştirisi yaptım ve bunu hiç küfür etmeden yaptım. Sistem eleştirisi illa ki en ağır ve en kaba sözcükler kullanılarak mı yapılır?
Bir de rahatsız edici sahneler sistem eleştirisi yapılırken değil, birbirleriyle konuşurken olan sahnelerdi.
Sözlerimi yasakçılık kaygısıyla söylemedim. Ama bizim toplumumuzu, etik değerlerimizi koruma gibi bir duygumuz var.
Bana ‘bir sürü şiddet içeren film var’ diyorlar. Ben onlara da karşı çıktım. Tabii bazı insanlar da bu tür filmeri izleyince mutlu olabiliyorlar.
Ona da bir şey diyemem, her insanın bir kendi bakış açısı var.”

Müzakereye Kürtler hazır – Siyaset Haber

Bayık Yeni Özgür Politika ve Azadiya Welat gazetelerinde yayınlanan Kürtçe bir köşeyazısında İmralı görüşmelerini değerlendirdi. Bayık, “Türk devletinin Kürt sorununda çözüm niyeti varsa bu görüşmeler müzakere sürecine evirilebilir. Bu konuda Kürt tarafı hazırdır. Kürtlerde bir çözüm iradesi vardır. Çözüm iradesi ve projesi ortaya konulursa, bundan sonra silahlı güçlerin durumunun ne olacağı tartışılabilir” yazdı.

‘Sen kime kredi veriyorsun?’ – Siyaset Haber

Başbakan Erdoğan, İmralı görüşmeleriyle ilgili ”Şu anda siyasetçi olarak görüşmenin içinde olmuyoruz” dedi. Erdoğan, toplumun her kesimi el ele verirse sorunun çözüleceğini belirtti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İmralı ile yaşanan sürece ilişkin, ”Bu, yeni başlamış bir süreç değil. Buradaki gayretimiz, terörle mücadelede başarılı olabilmektir” dedi. Başbakan Erdoğan, saat 11.55’te Gabon’un başkenti Libreville’ye gitti. Yılın ilk yurt dışı ziyaretini Afrika’daki Gabon, Nijer ve Senegal’e yapacak olan Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan eşlik ediyor. erdoğan, Gabon’a hareketi öncesinde Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenledi.
‘YENİ DEĞİL’
Erdoğan İmralı’da Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmelerle ilgili “Bu yeni başlamış bir süreç değil. Gayretimiz, terörle mücadelede başarılı olabilmektir. Huzur ve refahı tam manasıyla ülkemizin dört bir köşesine getirebilmektir” dedi. Erdoğan, olayın kendileri açısından ”devlet” ve ”siyaset” ayağı olduğunu kaydederek, şunları söyledi:
“Siyasetle, hükümetle veya hükümet etmeyle devleti yönetmeyle devlet mekanizmalarının çalıştırmasını arasındaki inceliği ayırt edemeyen siyasetçiler var. Biz bu inceliği koruyarak bir yol takip ediyoruz. Daha önce başladığımız bir süreci devam ettirmenin gayreti içerisindeyiz.
Siyasetin enstrümanları vardır. Bu konuda en önemli enstrüman her zaman için istihbarat teşkilatıdır. İstihbarat teşkilatı özellikle yürütmenin en önemli ayağıdır; bunu da içeride ve dışarıda en ideal şekilde kullanmanın gayreti içerisinde olmuştur. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Sadece terörle mücadelede kullanmaz, asayişte de kullanır. Şu anda bu adımı attık, atıyoruz ve atacağız.”
‘MÜZAKERE BAŞKA ŞEY’
Bu esnada gelişmeler yaşandığını belirten Erdoğan, “Bu gelişmeler esnasında dikkat edilirse bizler, şu anda siyasetçi olarak böyle bir görüşmenin içinde olmadık, olmuyoruz” dedi.
Erdoğan, “Terörle mücadele ederiz, siyasetçiyle müzakere ederiz” ifadesini hatırlatarak müzakereyle görüşmelerin farklı şeyler olduğunu söyleyip “Görüşmeleri yaparsınız. Görüşmeler esnasındaki gelişmelere göre de adımınızı atarsınız” diye konuştu.
‘ÖNÜNÜ KAPATMAYALIM’
Gündemde Oslo’nun olmadığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Önünü kapamanın da bir anlamı yok; Oslo olmaz da başka bir yer olur. Avrupa, bölücü terör örgütünün kendi içinde siyasi ayağıdır. Onlar şu anda İmralı’ya karşı farklı yaklaşmaktadır. Bu hassasiyetleri, bu incelikleri iyi görecek olursak ve ülkemizdeki gerek sivil toplum kuruluşları olsun gerek yazılı görsel medya olsun el ele verebilirsek başarılı oluruz.
Ama şu ana kadar olduğu gibi el ele vermemekte direnirsek, biz hâlâ el ele vermiş değiliz onu söyleyeyim, ne yazılı görsel medyadan gerekli desteği alıyoruz ne sivil toplum kuruluşlarından… Bölücü terör örgütüyle böyle mücadele olmaz. Bu konuda herkesin üzerine düşeni yapması gerekir. Biz şu anda hükümet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz.”
KARARI SURİYE HALKI VERİR
Başbakan Erdoğan, ”Beşar Esad, halka hitap edecek. Konuşmasında 2014’teki seçimde başkanlığa adaylığını açıklayacağı ve iç savaşı sona erdirmek için şartlarını söyleyeceği belirtiliyor, ne düşünüyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
”Bunun kararını tabii biz veremeyiz; Suriye halkı verir. Akçakale’de, Suriye Ulusal Koalisyon
Güçlerinin başındaki Muaz el-Hatib kardeşimizle görüşmelerimiz oldu, tabii böyle bir şeyi şu anda kabulü söz konusu değil. Çünkü 50 bin insanı öldüren, 60 bine doğru yürüyen ve sadece Türkiye’de şu anda arkadaşlar 230-240 bini buldu. Kendisinin hâlâ 2014’te ’Ben kendimi devlet başkanlığına aday gösteriyorum’ gibi bugün onun basın toplantısını yapacak olması falan bu işi çözer diye düşünmüyorum. Bunun da nihai kararını biz değil, bunun nihai kararını zaten şu anda Suriye’de bu mücadeleyi sürdüren Suriye halkı verecektir. Suriye halkının vereceği böyle bir karara, irade beyanına, bizim müdahale yetkimiz yoktur.”
İMRALI’YA ASLA AF GELMEYECEK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4. yargı paketi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini ve meclis gündemine getirileceğini belirterek ”Şunu çok açık net söyleyeyim: Teröre bulaşmış olanları bağışlayan genel bir af asla söz konusu değildir. Bilinmesini istiyorum. Örneğin İmralı için ev hapsi gibi şeyler uydurulup duruluyor. Asla böyle bir şey söz konusu değildir. Yani Ak Parti’nin iktidarında böyle bir şey olamaz” dedi.
Erdoğan, provokatif eylemlerin her zaman olduğunu ve her zaman da olabileceğini belirterek, ”İlla da böyle bir süreçte bu olur diye bir şey yok. Hiç böyle bir sürecin olmadığı yerlerde de provokatif eylemler olur. Bunlar her zaman olabilir. Ona göre de gerekli hazırlığınızı yapacaksınız. Bunları en az zayiatla atlatacaksınız. Olay budur” diye konuştu. Erdoğan, başka bir gazetecinin, ”Görüşmeler çerçevesinde İmralı’dan gelen somut talepler var mı?” sorusu üzerine,
”Arkadaşlar her şeyi sizinle paylaşamam. Paylaşacaklarım var, paylaşamayacaklarım var. Ama bunların bir çoğunu da uygulamada görürsünüz. Paylaşılmaz ama uygulanır” dedi.
‘SEN KİME KREDİ VERİYORSUN?’
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeniden başlayan İmralı görüşmeleriyle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ”Adalet Kalkınma Partisi’ne yeni bir kredi açıyoruz” sözlerini de gazetecilerin sorusun üzerine değerlendirdi. Erdoğan, ”Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede… Sen nereye kredi vereceksin, sen krediye muhtaçsın. Hangi krediyi vereceksin? ’Bu işin çözüm yeri Meclis’tir’ diyor. Meclis’te bununla ilgili bugüne kadar çok bilgiler verildi. Fakat, yenilen pehlivan güreşe doymamış. Bunlar, buna doymuyor” dedi.
CHP’nin daha önce kendilerine ”MHP kabul etmiyor’ dediğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:         ”Dürüst olması lazım, dürüst değil. İnsanı bu üzüyor. 3 arkadaşıyla geldi. Ben 3 arkadaşımı görevlendirdim, şu anda bu arkadaşlarım görevli. Kendisi de bu 3 arkadaşını görevlendiriyorsa, hemen çalışmaya başlasınlar, ne yapabilirsek beraber yapalım. Yasal düzenleme yapacaksak yasal düzenleme… Yine söylüyorum: Samimiyse, dürüstse, versin 3 arkadaşına talimatı, ben 3 arkadaşıma, hepinizi şahit tutarak, talimatı veriyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı bu sözü veriyor size. Buyursunlar bu çalışmayı yapalım.”

Barzani: Öcalan’la görüşülmesi büyük bir adım

ERBİL – Barzani’nin sözcüsü Ümid Sabah, yayımladığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Sayın Mesut Barzani, Türkiye ve Abdullah Öcalan arasında gerçekleşen görüşmelerden çok mutlu ve umutlu, Barzani görüşmeleri çok büyük bir adım olarak değerlendiriyor ve takdir ediyor. Yapılan görüşmenin, savaşın ve şiddetin sonlanması, barışın pekiştirilmesi, Kürt meselesinin barışçıl çözülmesi yolunda ciddi ve etkili bir başlangıç olmasını temenni ediyor”

Siyasette ilk kez kullanılan bu teknik ezber bozdu

Siyasette ilk kez kullanılan bu teknik ezber bozdu

Nöropazarlama teknikleri arasında yer alan beyin dalgalarından duygu ölçümü, Affectspots firması tarafından ilk kez siyasette de kullanıldı. Beyin dalgalarından ölçülen duygu verilerine göre, 2013 bütçe görüşmelerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a göre daha fazla ilgi çektiği ve daha fazla düşündürdüğü belirtildi.

Nöropazarlama teknikleri arasında yer alan beyin dalgalarından duygu ölçümü, siyasette de kullanılmaya başlandı. Affectspots firması, TBMM’deki bütçe görüşmelerinde Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun konuşmaları sırasında nöropazarlama teknikleriyle araştırma yaptı. Araştırmada, iki liderin TBMM’deki 2013 yılı bütçe tasarısı konuşmalarının ilk ve son 5’er dakikası analiz edildi. AKP, CHP ve MHP’li 10’ar, kararsız 20 olmak üzere toplam 50 denekle beyin dalgalarından duygu analizi yapabilen EEG cihazı kullanılarak yapılan araştırma sonuçlarına göre; Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ilk ve son beşer dakikasının Erdoğan’ın konuşmasına göre daha fazla ilgi çekici ve düşündürücü olduğu belirtildi.

-HEYECANDA BERABERELER…-

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ilk beş dakikası denekler üzerinde daha çok heyecan uyandırırken, Erdoğan’ın konuşmasının son beş dakikası denekleri Kılıçdaroğlu’na göre daha çok heyecanlandırdı. Denekler Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında daha fazla hayal kırıklığı hissettiler, beklentileri daha fazla karşılayan isim Erdoğan oldu.

-ÖNE ÇIKAN CÜMLELER-

Araştırma sonuçlarına göre, konuşmalarda öne çıkan cümleler şöyle:

“-Kılıçdaroğlu’nun en çok heyecanlandıran cümlesi: ‘Bir siyasal iktidarın yasal zeminde çalışıyor diye bizim inanmamız için parlamentonun kabul ettiği yasalara uyması gerekir.’

Kılıçdaroğlu’nun en çok ilgi çeken cümlesi: ‘1215 yılında Magna Carta’yla başlayan mücadele hala devam ediyor.’

Kılıçdaroğlu’nun en çok düşündüren cümlesi: ‘Hem darbe hukukunun arkasına saklanacaksın, ben darbeye karşıyım diyeceksin.’

Kılıçdaroğlu’nun en çok hayal kırıklığı yaratan cümlesi: ‘Yüzde 10 barajını, yani Kenan Evren’in, yani o dönemin paşasının getirdiği yasanın arkasına niye saklanıyorsun?’

-Erdoğan’ın en çok heyecanlandıran cümlesi: ‘Milli bütçede birinci sırada yer alan eğitimde 10 yılda 181 bin 419 yeni derslik açtık.’

Erdoğan’ın en çok ilgi çeken cümlesi (Aynı anda ekrana Bakanlar Kurulu geliyor): ‘Tüm bakan, milletvekili arkadaşlarımıza, bürokrat ve teknokratlarımıza şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.’

Erdoğan’ın en çok düşündüren cümlesi: ‘44 bin 835 nitelikli yatağımızla vatandaşlarımızın sağlık hizmetini en güzel şekilde almasını sağlayacağız.’

Erdoğan’ın en çok hayal kırıklığı yaratan cümlesi: ‘Göreve geldiğimizde 178 bin insan gücü varken, bu rakam bugün 462 bine çıkmıştır.

Peygamber ve hain

Peygamber ve hain

Yeni bir güne, yeni bir yıla uyandınız biliyorum. Ama eski ile yeni, iyi ile kötü arasında çok keskin hesaplaşmalara girmeden önce bu köşede hikâyesini daha önce başka bir gerekçeyle anlattığım şu resme dikkatle bakın istiyorum.
Yeni yıla ‘son yemek’le başlamak şaşırtmasın sizi.
Da Vinci’nin ‘son yemek’ tablosu sadece sanat tarihi değil neredeyse insanlık tarihini en çok uğraştırmış eser. (Öyle ki geçen defa konuyla ilgili yazım üzerine Halil Berktay ve Taraf’ın Telesiyej yazarı çok hoş bir ‘tablo mu fresk mi?’ tartışması yapmıştı.)
Ne de olsa konu mühim.
Hz. İsa çarmıha gerilmeden önce havarileriyle son konuşmasını yapıyor.
Ama ne konuşma…
“İçinizden biri bana ihanet edecek” diyor.
İhanet!
12 yüz, 12 farklı reaksiyon.
İşte Leonardo Da Vinci’den ‘o ânı’ resmetmesi isteniyor.
Peygamber ve ihanet!

Leonardo, gelenekleri yıkan bir sanatçı.
Fakat öylesine titiz ki bir süre sonra işvereninin keyfini kaçırıyor.
Çünkü siparişin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen resim bir türlü bitmemiş.
Leonardo’nun yavaşlığı manastır başrahibinin sabrını tüketiyor.
Birkaç fırça darbesinden sonra gün boyu ortalıkta gözükmemesi de cabası.
Oysa Leonardo her bir havari için Milano sokaklarında bir yüz arıyor.
O yüzü önce tüm ayrıntılarıyla zihnine nakşediyor.
Günlerce izliyor, sonra resmediyor.
Aslında duvara resmettiği tablonun büyük bir kısmı hızla bitiyor.
Fakat iki kişinin yüzü eksik: İsa ve Yehuda.
Peygamber ve hain!
İşte bu iki yüzden dolayı Leonardo freski bir türlü bitiremiyor.

İkinci yılın sonunda nihayet genç bir öğrencinin yüzünde aradığı hem bu dünyaya hem de öteki dünyaya ait masumiyeti buluyor.
İsa tamam, geriye bir tek ona ihanet eden Yehuda kalıyor.
Sokaklar, köprü altları, limanlar, barlar, hapishaneler bakmadık yer kalmıyor.
Ama bir türlü ihanetin yüzü yok.
Dolayısıyla Leonardo da yok!
Sonunda başrahip resmi sipariş eden Ludovico’ya Leonardo’yu şikâyet ediyor:
“Bitmeyen yalnızca Yahuda’nın başı. Bir yıldır Leonardo resme dokunmadığı gibi, görmeye bile bir kez geldi.”
Ludovico hemen Leonardo’yu çağırtıyor.
Leonardo başrahibin kendisini şikâyet ettiğini anlıyor ve şu ironik cevabı veriyor:
“Ekselansları, bitirilmesi gerekenin yalnızca Yahuda’nın başı olduğundan haberdarlar. Herkesin bildiği gibi o, kötülüğüyle göze batan bir alçaktı. Dolayısıyla günahkârlığına uyan bir çehreyle betimlenmeli. Bir yıldır, gece-gündüz her gün kentin tüm haydutlarının yaşadığı Borghetto’ya gidiyorum ancak henüz aklımdakine uygun kötülükte bir yüz bulamadım. Bu yüzü bulduğumda resmi bir günde bitireceğim. Ancak eğer araştırmam sonuçsuz kalırsa ekselanslarına beni şikâyet etmeye gelen ve aranan özelliklere tam uyan başrahibin çehresini kullanabilirim!”

Bu cevap karşısında Ludovico kahkahayı patlatıp Leonardo’ya aramaya devam etmesini söylüyor.
Rivayet o ki yaklaşık bir sene daha Leonardo aramaya devam ediyor.
Ve sonunda aradığı ‘hainin yüzünü’ bir hapishanede buluyor.
Hapishanede mahkûmu uzaktan izleyerek çiziyor.
Ve sonunda oturup bir günde tabloyu bitiriyor.
Fakat bu arada olan bitenden habersiz mahkûm nasıl bir resimde yer aldığını öğrenmek istiyor.
Leonardo isteksiz de olsa mahkûma resmi göstermeyi kabul ediyor.
Mahkûmun ilk tepkisi Leonardo’yu şaşkına çeviriyor.
Çünkü mahkûm “Ben bu resmi biliyorum” diyor.
Leonardo şaşkın:
“Nasıl olur, henüz kimse görmedi, nereden biliyorsun?”
“Bu hallere düşmeden önce öğrenciyken bu resim için İsa olarak modellik yaptım! Bu durumda Mesih de benim hain de…”
Mahkûmun cevabı, birçokları için tablonun kendisi kadar önemli.
Leonardo içinse en büyük ilahi oyun.
Kim İsa, kim Yehuda?
Kim inançlı, kim hain?
Kim iyi, kim kötü?
Yeni bir güne, yeni bir yıla uyandınız biliyorum. İyi seneler diliyorum

Kılıçdaroğlu’ndan yeni yıl mesajı

Kılıçdaroğlu’ndan yeni yıl mesajı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2013 yılı için yayımladığı mesajında halkın iktidarına giden yol olması temennisinde bulundu.

“AKP’nin zam, zulüm, zindan, politikası nedeniyle haksızlığın, hukuksuzluğun, yoksulluğun ve yolsuzluğun yılı olan 2012′yi yolcu ediyoruz.” diyen Kılıçdaroğlu, “‘Hoşgeldin’ dediğimiz 2013′ün halkın iktidarına giden yol olması dileğiyle yeni yılınızı barış, kardeşlik, sağlık ve mutluluk temennisi ile kutluyor sevgiler, saygılar sunuyorum.” ifadelerini kullandı.